90 lar giyim tarzı türkiye
Petshopların Kasaplar Odası'na Bağlanmasının Ardından ''Kedi Besicisi'' Statüsüne Geçen Ezgi Kuraz(30), Çabuk Havaya Girdi: ''Bugün bir kilo mama olmuş 150 Lira. Rusları inlettik. Daha fazla Türk drone'u alıyoruz" tarzı açıklamalar Türkiye'de tedirginlikle izlenmeye devam ediyor. Meşhur 90'lar dizisi Friends'in
Plajiçin ideal giysileri street wear’a taşıyacak 90’lı yıllardan esinlenen bir koleksiyon oluşturmak için güçlerimizi birleştirdik.” Jan Rivera, Mango İmaj Müdürü “Bu mükemmel bir işbirliği. Modern eğilimleri sürdüren Mango Man, 90’lı yılların “Mistral tarzı”nın ikonlaşmış parçalarından ilham aldı.
Aslındabir rock türü olan Grunge, 90’ların başında. Eski Kıyafetleri Yenileme Tüyoları . bay & bayan moda ve giyim önerileri hazırlıyoruz. Dünyada ve Türkiye’de gelişen moda trendlerini takip ediyoruz. Güzelliğinize ve stilinize en uygun; marka ve modelleri sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz.
Fransada giyim üretimi, özellikle erkek takım elbiseleri ve kadınların ısmarlama elbiseleri, son 10 yılda önemli ölçüde düşmüş ve Tunus, Fas ve Çin gibi ülkelere kaymıştır. Fransızların üst gelir grubuna hitap eden hazır giyim ve triko üretimleri üretim kalitesi daha iyi olan Almanya ve İtalya’da
İstanbulsokaklarında görüşlerini aldığımız ve emo olmanın tüm imaj koşullarını yerine getiren gençlerin müzik tercihleriyse çok daha çeşitli. The Rasmus, Avril Lavigne, Green Day, Offspring gibi bilindik isimler kadar çeşitli bağımsız alternatif gruplar ve Hayko Cepkin, Zakkum gibi Türk isimler de emolar arasında pek
Site De Rencontres Gratuit En France. $1,50-$3,00 / Kilogram 1000 Kilogram $7,20-$7,80 / Adet 2 Adet $12,50-$14,30 / Adet 1 Adet $25,00 / Adet 1 Adet $7,10-$8,07 / Takım 2 Takım $0,10-$1,50 / Kilogram Kilogram $13,50 / Adet 200 Adet $83,33-$88,88 / Adet 2 Adet $5,51-$6,64 / Adet 1 Adet $7,42-$8,39 / Takım 2 Takım $28,99-$37,99 / Adet 2 Adet $9,68-$10,89 / Takım 2 Takım $0,09-$1,25 / Kilogram 100 Kilogram $0,49-$3,26 / Kilogram 45 Kilogram $8,50-$10,00 / Adet 1 Adet $23,20-$24,50 / Adet 2 Adet $0,50-$1,00 / Kilogram 500 Kilogram $7,75-$8,71 / Takım 2 Takım $10,78-$12,68 / Adet 1 Adet $9,09-$10,28 / Takım 2 Takım $11,99-$13,15 / Takım 2 Takım $10,90-$11,50 / Takım 2 Takım $13,50-$16,25 / Adet 2 Adet $11,90-$13,60 / Takım 2 Takım $9,00-$16,00 / Adet 1 Adet $10,72-$13,15 / Takım 2 Takım $7,75-$8,71 / Takım 2 Takım $17,87 / Adet 1 Adet $8,80-$9,80 / Adet 3 Adet $8,55-$9,52 / Takım 2 Takım $8,72-$9,86 / Takım 2 Takım $8,23-$9,67 / Adet 1 Adet $4,60-$5,20 / Adet 1 Adet $9,68-$10,89 / Adet 2 Adet $1,30-$1,60 / Kilogram Kilogram $10,72-$13,15 / Takım 2 Takım $7,39-$8,03 / Takım 2 Takım $1,50-$1,80 / Kilogram 28500 Kilogram $12,22-$13,11 / Takım 2 Takım $8,72-$9,86 / Takım 2 Takım $2,00-$2,50 / Kilogram 1000 Kilogram $23,20-$24,50 / Adet 2 Adet $6,43-$7,56 / Adet 1 Adet $4,80-$5,20 / Adet 2 Adet $0,90-$1,89 / Kilogram 45 Kilogram $5,88-$8,88 / Adet 2 Adet $7,64-$8,85 / Adet 1 Adet $4,64-$7,02 / Takım 2 Takım
$1,50-$3,00 / Kilogram 1000 Kilogram $7,20-$7,80 / Adet 2 Adet $12,50-$14,30 / Adet 1 Adet $25,00 / Adet 1 Adet $0,60-$0,80 / Kilogram 100 Kilogram $2,00-$5,00 / Adet 10 Adet $7,10-$8,07 / Takım 2 Takım $0,10-$1,50 / Kilogram Kilogram $13,50 / Adet 200 Adet $48,00-$55,00 / Adet Adet $83,33-$88,88 / Adet 2 Adet $1,68 / Kilogram 40 Kilogram $0,90-$1,60 / Kilogram 500 Kilogram $0,45 / Kilogram 1000 Kilogram $5,51-$6,64 / Adet 1 Adet $7,42-$8,39 / Takım 2 Takım $4,30-$5,50 / Adet 10 Adet $11,00-$16,00 / Adet 100 Adet $7,45-$10,45 / Adet 3 Adet $28,99-$37,99 / Adet 2 Adet $7,59-$9,50 / Adet 2 Adet $3,60-$6,50 / Adet 2 Adet $0,90-$1,39 / Kilogram 45 Kilogram $0,90-$1,70 / Kilogram Kilogram $13,50-$15,00 / Adet 100 Adet $9,68-$10,89 / Takım 2 Takım $0,09-$1,25 / Kilogram 100 Kilogram $8,07-$9,04 / Takım 2 Takım $0,49-$3,26 / Kilogram 45 Kilogram $8,50-$10,00 / Adet 1 Adet $11,90-$13,81 / Takım 1 Takım $22,90-$25,10 / Adet 2 Adet $23,20-$24,50 / Adet 2 Adet $9,90-$12,50 / Adet 15 Adet $0,50-$1,00 / Kilogram 500 Kilogram $7,75-$8,71 / Takım 2 Takım $10,78-$12,68 / Adet 1 Adet $9,09-$10,28 / Takım 2 Takım $3,90-$4,50 / Adet 1 Adet $11,99-$13,15 / Takım 2 Takım $10,90-$11,50 / Takım 2 Takım $13,50-$16,25 / Adet 2 Adet $11,90-$13,60 / Takım 2 Takım $9,00-$16,00 / Adet 1 Adet $10,72-$13,15 / Takım 2 Takım $8,40-$9,75 / Takım 1 Takım $0,01-$0,97 / Adet Adet $11,50-$12,19 / Adet 2 Adet
Levi’s 501 Originals On Yıllar Boyunca Geçmiş Sadece Bir Başlangıçtı Levi’s 501 ve 1990'lar Her ne kadar 501 on yıllar öncesinde bir ikon haline gelmişse de, hiçbir dönemin tarzı 90'lar kadar 501 ile şekillenmemiştir. 90'ların günümüz üzerindeki etkisini anlatmaya gerek yok. Moda dünyası, grunge ve boy band döneminden ilham almaya doyamıyor. Doksanlar dizilerinin tekrarları ve yeniden yapımları - Saved by the Bell, Beverly Hills 90210, Bizim Ev Full House - televizyon ekranlarımızı doldurdu. Piyasadaki en popüler spor ayakkabılardan bazıları 1990'ların Air Jordans modelleridir. Ve Air Jordan'dan bahsetmişken, geçen baharda 90'ların Chicago Bulls takımını yeniden yaşamak için aralıksız 10 hafta boyunca her Pazar ESPN'de The Last Dance'i izledik. 2020'lerde her şey 1990'larla ilgili. 90'ların nostaljisi çok da anlamsız değil. X Kuşağı gençliklerini yeniden yaşarken, birçoğu henüz doğmamış olan Z Kuşağı, son analog çağda yaşamanın nasıl bir şey olduğunu ucundan da olsa ilk defa deneyimliyor. Ancak 90'ların en büyük cazibesi popüler kültürün çeşitliliğinde yatıyor olabilir. Müzikte, filmlerde ve stilde çapraz geçişi ve deneyi kucaklayan bir dönemdi. Punk, hip-hop ile, klasik rock pop ile karışıyordu. Air Jordan’ın aşağıda olduğu üstte bir flanel. Ve tüm bunların ortasında, hem gerçekten hem de mecazen, Levi’s 501 bulunuyordu. Her ne kadar 501 on yıllar öncesinde bir ikon haline gelmişse de, hiçbir dönemin tarzı 90'lar kadar 501 ile şekillenmemiştir. Kültürel çevrenin içindeki herkes, 501'lerin sağlam sadeliğini ve gündelik şıklığını benimsiyordu. Snoop Dogg, "Nuthin But A G Thang" klibinde oversize 501'leriyle boy gösteriyordu. Shrink-to-Fits'in oversize ve ham olmasını tercih ediyordu. Sonic Youth'tan Kim Gordon, çizilmiş, soluk ve boyanmış 501'leriyle mutluydu. Ya da Friends dizisinde Monica ve Rachel'ın 90'ların klasik açık yıkamalı, sıkı ve yüksek belli görüntüsü karşımızdaydı. Şarkıcı George Michael, çamaşır suyu lekeleri ve delikleri olan orta yıkamalı 501'inin keyfini sürüyordu. Cindy Crawford, Naomi Campbell, Linda Evangelista, Christy Turlington ve Tatjana Patitz gibi dönemin ünlü ""Süperleri"" Peter Lindbergh tarafından çekilen ikonik 1990 British Vogue dergisi kapak fotoğrafı için klasik taş yıkamalı 501'i giyiyorlardı. Belki de, 501'in 90'lı yıllardaki genç kültürler arası çekiciliğinin en iyi örneği, Spike Lee'nin çektiği "Button Your Fly" adlı 1990 Levi's kampanyasıydı. Kampanya için gençlerin 501'lerinde arayıp ne yaptıklarını söylemeleri için ücretsiz bir numara verildi. Seçildikleri takdirde, MTV'de Beverly Hills 90210 ve Arsenio Hall'un bölümlerinde yayınlanacak Spike Lee'nin yönettiği bir reklamda rol alacaklardı. Levi's kampanya için fazla çağrı aldı ve finalistler arasında Teksas'taki mağara kaşifleri, bir rock konseri ışık teknisyeni ve bir mandıra çiftçisi vardı. Spike da eğlenceye katılarak Pamplona'da 501'lerinin içinde boğalarla koşarken filme aldı. 90'ların 501'i o kadar çok alt kültür ile karıştı ve yolları kesişti ki ondan önceki tüm 501'lerin kültürel ve stil anlamında toplamı gibiydi. Kimileri için 50'lerde olduğu gibi isyanın simgesiydi. 80'lerin şirket yöneticilerine ve genç zenginlerine karşı bir tavırdı. Ethan Hawke'ın Reality Bites filminde ya da Before Sunrise filminde oynadığı X kuşağının aylak simgesi gibi mesela. Kimileri için kendilerini ifade edebilecekleri bir tuvaldi. Aynı 60'larda ve 70'lerde olduğu gibi. Kids filmindeki Rosario Dawson'un kesik 501'leri gibi ya da Madonna'nın Girlie Show turnesindeki kesikleri gibi. Ya da kimileri için 80'lerde olduğu gibi cool gözükmenin bir yoluydu. Thelma&Louise filmindeki Brad Pitt'i düşünün. Ya da stili günümüzde de halen kopyalanan 90'lar Winona Ryder'ını... 90'lar, Levi’s 501'in bu kadar özel olmasının arkasında yatan gerçek nedeni bulmuş olabilir. Bir tavır, bir tablo, kolaylık ve güvenli bir liman... Hem bedenen hem ruhen kendinizi rahat hissetmek istediğinizde giydiğiniz en sevdiğiniz jeaniniz. İster yeni alın ister ikinci el, her iki durumda da siz kullandıkça üstünüzde daha da güzel duracak ender parçalardan birisidir. Aynı zamanda on yıllar boyunca farklı fotoğraflarınızda karşınıza çıkabilecek tek kıyafet parçasıdır. 90'lar tarzının ve özellikle de Levi's 501 93 jean'inin şu anda bu kadar popüler olması şaşırtıcı değil. Bugünün Orijinalleri tarafından giyildiği gibi, Levi’s 501 1990'larla başlayan kültürler arası kaynaşmanın vücut bulmuş halidir. Levi's 501 93 modelimiz 501'in sadece 20. yüzyıl tarihini değil, aynı zamanda onu popüler kültürün vazgeçilmezi haline getiren tüm özellikleri de içinde barındırır. Gençlik isyanının sanatı ve anıtıdır, kendini ifade etmek için bir tuval ve rahat bir tercihtir aynı zamanda. Bu modelimiz- ve bunu söylemenin gerçekten daha iyi bir yolu yok - tam anlamıyla orijinal 501. TÜM AVANTAJLAR İÇİN LEVI’SİLE İLETİŞİMDE KALIN Levi Strauss & Co. Turkey, Ayazağa Mahallesi Mimar Sinan Sokak, No21D, Seba Office Boulevard İş Merkezi, D Blok Kat11 Sarıyer/İstanbul
Kadıköy’ü, Akmar tayfasını, hasırları 90’larda dolu dolu yaşayan isimlerden olan müzik insanı Gökhan Tunçişler, “90’lar kültürel tayfası gibi bir nesil bir daha zor bulunur” diyor… Gökhan Tunçişler 39 yaşında bir Kadıköylü. Gençliğini buralarda yaşayanlardan. 90’ların punk rock grubu Rashit’in üyelerinden olan Tunçişler şimdilerde müzik organizatörlüğü yapıyor. 90’lar ve dahi şimdi takıldıkları mekanların başında gelen Karga’da buluşup, geçmişe döndük… Kadıköy’le bağınız nedir? Burada mı doğdunuz? 3 nesil İstanbulluyuz. Baba tarafı Selimiye Çiçekçi doğumlu, anne tarafı ise Erenköylü. Kadıköy’de dışarıya ilk çıkmaya başladığınız yıllar ne zamandı, nereye giderdiniz? Rasiht’teki Tolga ve Kerem ve ben ilkokuldan sınıf arkadaşıyız. 1980-1989 yıllarında grubu kurduk ve girdik Kadıköy’e haliyle. Akmar Pasajı’nın daha ilk yeşillenmeye başladığı dönemler... Daha yaşımız küçük, 16 filan. Duymuşuz Akmar’ı, evden kaçarak geliyoruz. Tabi o zamanlar pasaj daha yeni,çoğu dükkan boş. Zaten o zamanlar Kadıköy’de ne bar var ne kafe, sadece büfeler falan vardı. Liseyi de burada mı okudunuz? Okul ortamı nasıldı? Orta 1’de Haydarpaşa Lisesi'ndeydim, orada bir sene okudum daha sonra Burhan Felek Lisesi'ne geçtim. Liseyi de Altunizade Özel Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi'nde okudum. Evlerimizin arkalarında bahçelerimiz vardı, çocukluğumuz o ağaç evlerde, maceralar peşinde koşmakla geçti. Zaten lisede okuldan kopmuştum, aktif olarak müzik yapmaya başlamıştık. İşte Akmar Pasajı'na gelmeye başladık, insanlar gelmeye başladı. 10-15 kişilik bir gurubumuz vardı. Kadıköy’de zaten herkesin bir grubu vardı. Lisede başlayan arkadaşlıklarda, aynı müzik dinleniyor, aynı kültürle yetişiyorduk. Müzik ayrımı yapan gruplar da vardı. Mesela biz punck rock yapan tek gruptuk. Metal, rock grupları, hippi kız grupları vardı. Bakıp anlamak mümkündü kimin kim olduğu. Çünkü o zamanlar giyim tarzı, yaşam şekli, tavırlar, dinlediğin müzikler daha keskindi. Takıldığınız yerler de değişiyor muydu? Pek değil çünkü fazla mekan yoktu. Akmar Pasajı'nın içinde Villa Cafe vardı. Zaten bizim o zaman mesai gibiydi oraya gitmek. 9’da pasaj açılınca herkes gelirdi. Rashit’i ilk kurduğumuz dönemler Kadıköy de Postane sokağında tezgahlar açılırdı, herkes kendi yaptığını satardı; kaset, dergi, el işi,takı… Biz de orada kaset, dergi tezgahı açmıştık, oradan tanıştık zaten. Zaten orada sosyalleşiyorsun. Akmar pasajının sokağı mesela. Seninle aynı müziği aynı kültürü benimseyen insanlar geliyor. Kadıköy’de pek çok kişi birbirini böylelikle tanır oldu. Biz birkaç kaset, dergi sattıktan sonra hemen stüdyoya giderdik. O zamanlar bir tane stüdyo vardı zaten. Eski Akbaba grubu vardır, gittiğimiz stüdyo Akbaba’nın stüdyosuydu. Oradan kazandığımız parayla da enstrüman falan almaya çalışıyorduk. O zaman Kadıköy sizin için Akmar ve çevresi galiba, Moda'ya filan çıkılmaz mıydı? Moda şimdiki gibi değildi ki. En fazla Moda sahile içmeye falan giderdik. Ama ağırlıklı o dönem içilen yer deniz otobüslerinin olduğu yerdi. kuşçular falan hayvan satarlardı Yani Beşiktaş İskelesi'nden Polis Karakolu'nun olduğu yere kadar. Hatta bir dönem Kadıköy Belediyesi oraya sahne kurmuştu, ücretsiz konserler oluyordu. Tabi hava güzelse Mendirek’e gidilirdi, en popüler yerdi. Atari salonlarına da gider miydiniz? Daha çok okul zamanımızda giderdik, o zamanlar çok yaygındı. Jetonların kalıplarını çıkartırdık bedava oynamak için. Ya da ip bağlardık jetonlara daha çok kredi almak için. Müziğe nasıl ulaşıyordunuz? Herkes yeni bir şey öğreniyordu birinden. Bir başkası bildiği bir grubu sana söylüyor. Çünkü sosyal medya yok. Hepimiz ne bulursak ortaya koyuyorduk, herkes birbirine kaset çekiyordu devamlı. Çok müzik dinleniyordu, elimize yeni bir kaset geçtiği zaman heyecanlanıyorduk, herkesin ağzının suyu akıyordu, dört gözle bekliyorduk eve gidip dinleyelim bunu diye. Wallkmanler de vardı değil mi? Tabi. Wallkman piller bittiği zaman ısırmak, taşla vurmak gibi bir sürü çözümler üretirdik. Kasetçalar vardı evde, çift kasetçalarlı teypler çıktığı zaman teknolojide büyük bir atılma olmuştu bizim için çünkü kasetten kasede kayıt yapabiliyorduk. Önceden yan yana iki televizyonu koyup yapardık. Gülüyor Neyle geçiniyordunuz? Konserlerden mi para kazanıyordunuz? Çalışıyor muydunuz? 18 yaşındayken falan şöyle bir karar aldık. Müzik grubumuz var, stüdyoya giricez, para lazım provalar için. O zaman birimiz stüdyoda çalışalım, böylelikle provalara para vermeyelim dedik. İlk ben başladım. Bahariye Caddesi'nde Onur Pasajı vardır, onun yanında ince uzun bir binanın en üst katı Arif abi diye bir tanıdığımızındı, hem stüdyo hem bardı, orada çalışmaya girdim. Daha sonra Rekor Stüdyosu açıldı, Rex'in ilerisinde, oraya girdim. Bulduğunuz iş de yine müzikle alakalı olmuş. Evet çünkü gruba da faydası olsun istedik. Kalkıp da ailemizden para alma gibi bir durum da yoktu. Çünkü hepimizin ailesi orta halli ailelerdi. Evet bir davul alabilirlerdi belki ama müzik yapmayı çok istiyorsan kendi davulunu kendin alacaksın. Müzik yapmama karşı değillerdi, her zaman desteklediler. Akmar’ı bilen, konserlerimize gelen bir anne-babam vardı benim. Peki müzik dışında futbolla da ilgileniyor muydunuz? Maçlara falan gider miydiniz? Çok fanatik değildim ama önemli maçları arkadaşlarla birlikte izlerdik. Futbol bizi kötü etkileyen bir şeydi yani ona kendimizi versek müzik yapamayacaktık. Grup olarak da başarımız iyiydi. 1996’da Fransa’da plak yapan ilk yerli grubuz. Aynı zaman da yurtdışında ilk Türkçe müzik yapan gruplardan biriyiz. Futbolla ilgili çok şarkılarımız vardı. Her şeyiyle politik bir gruptuk. O dönem Tansu Çiller’i de eleştiriyoruz, faili meçhul cinayetleri de. Türkiye’de gördüğümüz ne varsa hepsiyle ilgili şarkı yaptık. Bunlarla ilgili başımızın derde girdiği de oldu. Eylem falan oluyor muydu Kadıköy'de? O dönem partiler için eylem olmuyordu ama üniversiteler çok karışıktı, sağ-sol olayları Mayıs'lar coşkulu geçiyordu. Artık sosyal medya var, biri bir şey paylaştığı zaman herkesin haberi olmuş oluyor. O zamanlar haberler geçiyordu, sonra pembe dizi başlıyordu. İnsanların umrunda değildi pek. Karnım doyuyor diye düşünüyorlardı. Peki siz Kadıköy tayfası olarak kendinizi politik olarak tanımlıyor muydunuz? Kadıköy kale gibiydi zaten. Hala aslında o şey içimizde, politik olarak evet bir kale ama hani yıkılmaya başlıyor o kale. Çünkü Kadıköy kültürlü insanların barındığı bir yerdir ve müzik sektöründe "Kadıköy sound’’, ’Kadıköy kültürü’’ diye bir şey vardır, hep böyle adlandırıldı. Çünkü kültürlü bir kitle vardı Kadıköy'de. Vizyonu olan, ileriyi gören insanlar vardı Kadıköy'ü o yüzden seviyorduk. Şehirdışına gidip, Kadıköy'lüyüz dediğimiz zaman bir farkı vardı yani. O zamanlar aşk hayatları nasıldı? Nerelerde kaçamak yapılırdı? Zaten bir komünite vardı, Kadıköy, Akmar Pasajı kitlesi. Aynı müziği dinleyen kızlar-erkekler hepsi bir arada, o kalabalık içinde ilişkiler dönüyordu. O dönem birlikte olduğum kız arkadaşlarımdan hala görüştüklerim var. Rahatça yaşayabiliyor muydunuz? O dönem de kısmen bir baskı vardı yine, kız erkek yan yana oturmasın’ gibi. Kıskançlık yüzünden sorunlar çıkıyordu. Şöyle ki; bizim yaşımızda başka gençler bu şekilde yaşayamadığı için... Çünkü onlar mahallesinde otururken biz eğleniyoruz, içiyoruz. Onlar bilardo salonuna giderlerken, biz konsere gidiyoruz. Onlara göre daha özgürdük çünkü yapacak bir şeyimiz var, onların yapacak bir şeyi yoktu ve bu yüzden bir kıskançlık yüzünden sorunlar çıkıyordu. Kılık kıyafetleriniz nasıldı? Daha erkeklerde küpeye alışkanlık yokken punk saçlar filan… Kılık-kıyafet ve tarz yüzünden çok kavga ettiğimiz oldu Taksim'lerde. Bu da kıskançlıktan. Çünkü onu ilgilendirecek bir durum yok, bu benim tarzım. Burada asıl tehlike şu; bu kıskançlık bir yerden sonra nefrete dönüşüyor. Birilerinin bir şey yapıp birilerinin yapamaması … Sen de başka bir şey yap bunu yapmak zorunda değilsin ama illa ki bir şey yap. İşte o nesil çok kalabalıktı, biz azınlıktık. O bir şey yapmayan, yapamayan, ne yapacağını da bilmeyen kalabalık büyüdü, büyüdü,üredi ve bugünlere geldi işte. Hala daha ne yapacaklarını bilmiyorlar ve o da zaten sistemi bozuyor. Konserler yapamıyoruz diyoruz, tiyatrolar kapanıyor çünkü kimse kalmadı ki yani onlar daha çok umrunda değil ki tiyatronun kapanması veya kültürel aktivitelerin bitmesi. O zaten hiç katılmadı ki, çocuğu da muhtemelen katılmayacak. Biz üremiyoruz,onlar ürüyor yani erkek ya da kadın 20-25 yaşlarında evleniyorlar çünkü zaten bir şey yok hayatta. Beni ilgilendirmiyor hayat tarzı, evlenmek istiyorsa tabiî ki de evlensin de hayata bir katkısı yok. Tersine bir de köstek oluyorlar. Bana köstek olmuyorlar ama ülkenin gidişatına köstek oluyor. Sinemaya, tiyatroya, konsere, festivale gittiği yok, birisi haydi sokağa dökülsün insanlar dediği zaman ona da bir etkinlik’ oluyor, atıyor kendini sokağa. Sinema,tiyatro demişken o zaman gidiyor muydunuz? Süreyya’ya, Reks’e gidiyorduk. Hele o 80'li 90'lı yıllarda Hollywood ve vizyon filmlerinin patladığı seri filmler falan onları hiç kaçırmazdık . Annem-babam da götürüyordu tiyatrolara çocukken. Mesela Tevfik Gelenbe’nin tiyatrosu, Ferhan Şensoy’a giderdik, Devekuşu Kabare izlerdik. Peki Kadıköy'e karşıdan gelen gençler olur muydu? O zamanlar karşıdan kimse Kadıköy'e gelmezdi. Bizim çok yakın olan arkadaşlarımız olanlar, müzikle ilgilenenler falan gelirlerdi Kadıköy'e ara ara, uzak geliyordu çünkü onlara. Ama biz sürekli Taksim'e gidiyorduk çünkü o zamanlar tek konser verebileceğimiz yer Taksim'di. Karşı yakada konserimiz varsa, Kadıköy'de Pasaj’da herkes toplanır, hep beraber karşıya geçilirdi. Kadıkö tayfası aynı vapura gider, Taksim’e adeta çıkartma yapardık. konserler çok değerliydi, iki yakadaki insanların buluştuğu noktaydı. Biz Ankara'ya giderken de 4-5 vagon kapanırdı yani, Kadıköy'den insanlar bizimle birlikte Ankara'ya geliyordu konsere. 90’lar gençliğiyle şimdiki gençliği kıyasladığınızda ne diyebilirsiniz? Geçenlerde burada Karga toplandık, çekirdek arkadaş grubuyla kutladık. Kendimizi yabancı hissediyoruz şuan da mesela hani şimdi ki nesil bize dışlıyormuş gibi geliyor. Kadıköy'de öyle bir kalabalık var ki, yürünmüyor artık. Sokakta bir kalabalık var, bu gençler için çok güzel bir şey belki ama o kalabalığın içi dolu değil. Bir şey üretmiyorlar, buraya sadece içmeye geliyorlar, kültür olarak hiçbir şey yok. O gençlerin çoğu müzik de bilmiyorlar. Müzik yapanlar bile. Kendi ülkesinde yapılan müzikten de haberleri yok."Bak yeni bir grup var dinledin mi?’’ dediğimiz zaman, "Aa öyle bir gurup mu var?" veya 1990'lı gruplardan bahsediyorum "Aa hiç duymadım" diyorlar. Sen nasıl müzik yapmaya başladın?! Ben iyi müzik dinliyorum, dinlediğim gurupları getirmiyorum Türkiye’ye. Çünkü burada kötü müzik satıyor, kötü film satıyor, kötü kitap satıyor, kötü medya satıyor. 1990'ları,bütün konuştuğumuz şeyleri bir iki kelimeyle özetlemenizi istesem, neler söylerdiniz? 1990'lar Türkiye'ye bir daha kültürel tayfası gibi bir nesil bir daha zor bulunur. Biz kendimizi son nesil olarak görüyoruz. Biz, bizden öncekilerin mirasını devam ettirdik. Şimdiki gençler için seçme özgürlüğü yok, çünkü araştırmıyorlar, televizyonda ne verilirse onu alıyorlar, bu bir özgürlük değil. Biz o zamanlar meraklıydık. Her şeyi öğrenelim, her şeyi dinleyelim,her şeyi okuyalım diye. Şimdiki gençlerde hiç merak yok.
Stil ve tarz yarışmalarında 90’lar giyim tarzı için yarışan yarışmacıları çok gördük, ve herkes 90’ların giyim tarzını farklı değerlendirdi, kimileri 90’larda giyim tarzından düşük, kimileri tam puan aldı… Peki ama 90’lar giyim tarzı, tam da pop müzik, Yonca Evcimik’le Tarkan’la canlanırken nasıldı? Yazımız içerisinde bu sorunun yanıtlarını bulabileceksiniz 90’larda Giyim Tarzı 90’ların Giyim Tarzı 90’lar Giyim Tarzı • 90’lar giyim tarzında daha çok salaş modeller kullanılıyordu; ve, kullanılmış gibi görünen kıyafetler gündemdeydi. Bu nedenle de, eskitilmiş giysilerin kullanımı söz konusu idi. • Salaş modellerin 90’larda tercih edildiğini belirttik. Bu anlamda bol giysiler tercih ediliyordu. Eski; ya da eskitilmiş kotlar, ekose gömlekler gündemde idi; bu nedenle de oduncu gömleklerine rağbet büyüktü. Hırka kullanımı son derece önemliydi. Günümüzde de moda olan yırtık kumaşlar, ve saçlarda dağınıklığın söz konusu olduğunu belirtmeden geçmemeliyiz. • Kullanılan gözlükler; ve takıların büyük olmasının tercih edildiği bu yıllarda, renkli, desenli kumaşlar yaygın olarak tercih ediliyor, saç bantları da sık kullanılıyordu. Günümüzde fazla kiloların bir derece de olsa saklanabilmesi adına, ve rahatlığı dolayısı ile tercih edilen yüksek bel kotlar 90’ların modası idi. T-shirtlerin renkleri ise genellikle fosforluydu. • 90’lar giyim tarzında tercih edilen renklere gelince Pembe, yeşil, mor, turuncu, parlak sarı… sokaklarda en çok görülen renklerdendi. Kısaca özetlemek gerekirse, 90’larda giyim tarzı gösterişli değil, olabildiğine rahattı…
90 lar giyim tarzı türkiye