allah ın gücü ile ilgili ayetler

Riya, Allah için yerine getirilmesi gereken ibadet ve amellerin, diğer kullara gösteriş amacıyla yapılması anlamına gelir.. 🔸 Kelime olarak "görmek" manasındaki re'y kökünden türeyen riya, hem hadis-i şeriflerde hem de ahlak ile ilgili eserlerde şöhret peşinde olma anlamındaki süm'a sözcüğü ile birlikte anılır.. 🔸 Saygınlık kazanma, çıkar sağlama gibi RAHMÂNDÜNYASI(الرحمن) (@rahman.dunyasi) adlı kişiden TikTok videosu: "Hz.Süleyman( a.s) -Sâbâ Melikesi Belkıs'ın Dillere Destan Tahtı -Kıssa #kıssa #dua #allah #hadis #amin #rahmandunyasi #ayet #hzmuhammedsevdalilari #shorts #dini #salavat #kıssalar". Hz.Süleyman(a.s). orijinal ses. 10Hadis Kitabı, 45,235 Hadis, Kuran , ayet ve Hikmetli Sözler arasında hızlıca arama yap. Ayet Hadis Bul “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Bakara Suresi 156. Ayet. De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Ayetve hadislerde Allah’ın isimleri “En güzel isimler” anlamında “ (el-esmâü’l-hüsnâ” şeklinde ifade edilmektedir. AYETLERDE GEÇEN ALLAH’IN İSİMLERİ VE ANLAMLARI. Kur’ân ayetlerinde Yüce Allah’ın isimleri isim veya isim tamlamaları şeklinde geçmektedir. el-A’lâ: (en yüce, en şerefli), NEBİTARİHSELLİĞİ, RESUL EVRENSELLİĞİ TEMSİL EDER. (2.YAZI) Nebi'nin tarihselliği, Resül'ün ise evrenselliği temsil ettiğini tam olarak anlayabilmek için Kur'an'da var olan Nebi kavramları üzerinde durmak gerekiyor.İnşallah daha sonra "Resul'ün evrenselliği" ile ilgili yazılarımız gelecektir.Sorunları çözme ve müracaat edilecek merci Nebi değil, âyetlerde her Site De Rencontres Gratuit En France. Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. -Kur’an, bir yaratıcının varlığının şüphe edilmeyecek kadar açık olduğunu şöyle ifade etmektedir “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var?” İbrahim suresi, 10 -“Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır... Güneşi ve Ay'ı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.” İbrahim Suresi, 32-34 -Kur’an bu gerçeği şöyle dile getirir “Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah’ın varlığının nice delilleri vardır; görmez misiniz?” Zariyat suresi, 20-21 -Başka bir ayette ise Allah’ın varlığına inanmamak aklını kullanmamak olarak kabul edilmiştir. “Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” Enfal suresi, 22 -Ayrıca Kur’an’da Hz. İbrahim’in düşünerek Allah’ın varlığına nasıl ulaştığı anlatılır. Peygamberimize de gelen ilk ayetler öğrenmek, bilmek, araştırmakla ilgilidir. İnsan aklını kullanarak kendisini, çevresini, Rabb’ini tanır ve ona inanır. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır “Kulları arasında Allah’ın varlığını açıkça görüp saygı gösterenler, bilginlerdir” Fatır suresi, 28 -“Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç şüphesiz bunları bilmek, Allah için pek kolaydır.” Hac Suresi, 70 -“Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yaratıyorlar?” Tur suresi, 35 Peygamberimiz de Allah’ın varlığını anlamamız için, onun yarattıkları hakkında düşünmemizi, öğütlemiştir. “Allah’ın varlığını ve birliğini bulmak için göklere bakın, yeryüzüne bakın, kendinize bakın. Bunların kendiliğinden olup olmadığına bakın. Bütün bunların yaratılışındaki incelikleri düşünün. Çünkü bunlar Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren delillerdir.” Hadis En'am Süresi73-74-75-76-77-78 3- O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun “ol” dediği gün herşey oluverir, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. 74- Hani İbrahim, babası Azer’e şöyle demişti “Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” 75- Böylece İbrahim’e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. 76- Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki “Bu benim Rabbimdir.” Fakat yıldız kayboluverince “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” demişti. 77- Ardından Ay’ı, etrafa aydınlık saçarak doğar görünce “Bu benim Rabbim” demiş, fakat o da kayboluverince “Andolsun” demişti, “Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.” 78- Sonra Güneş’i etrafa ışıklar saçarak doğar görünce “İşte bu benim Rabbim, bu en büyük” demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki “Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” Ra'd Süresi2-3-4 2 - Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. 3 - Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır. 4 - Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır. Ankebut Süresi 61-62-63 61- Andolsun, onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? 62- Allah, kullarından dilediğine rızkı yayıp-genişletir, ve kısar da. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir. 63- Andolsun onlara "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz "Allah" diyecekler. De ki "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar. İslam dini kitabı Kur-an'ı Kerim'de yer alan, huzur veren ayetler, mutluluk ile ilgili ayetler kısa, Umut ile ilgili ayetler, sevgi ile ilgili ayetler huzur ile ilgili ayetler, aile ile ilgili ayetler, güç veren ayetler, Kur'an'da kısa ayetleri sizler için derledik. İşte huzur veren ayetler, mutluluk ile ilgili ayetler kısa, umut ile ilgili ayetlerHUZUR VEREN AYETLER Âl-i İmran Suresi; 200. Ayet "Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz."Özellikle son günlerde Myanmar, Yemen'de ki olaylar karşısında sıklıkla okuyup, uygulamamız gereken bir Suresi; 17. Ayet "Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, bunu da geri alacak yoktur. Şüphesiz O her şeye kadirdir."Başımıza gelen olumsuz bir olay neticesinde hemen ümitsizliğe kapılıp, kalbimizi Suresi; 51. Ayet "Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz."İman edenlere, hem dünyada hem ahirette yardım edileceğinin müjdesini Suresi; 96. Ayet "İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, gönüllerde bir sevgi yaratacaktır."İman edip, salih amel işleyen muttakileri müjdeleyen ayetlerdendirTevbe Suresi; 51. Ayet "De ki Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."Yaşadıklarımızın Allah'ın takdiri olduğunu unutmamamızı hatırlatıyor. "Keşke şöyle olsaydı, yapsaydım, etseydim" demeler boşa. Müslümanın keşkesi olmaz. Yaşadıklarımızı, hatalarımızı, kararlarımızı tabi ki gözden geçirip muhasebesini yapmalıyız. Fakat yazılan kaderi de Suresi; 9. Ayet "Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler."Kur'an'a iman eden ve hayatını Kur'an'a uygun yaşayan müminlerin, bu dünyada Allah için yaptığı her fiilin mükafatını alacağını bilmesi mutmain olması için yetmez mi?İnşirah Suresi "Ey Muhammed! Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar."İnşirah, daraldığımız zamanlarda aklımıza gelen ilk surelerdendir. Kısa olması açısından ezberlenmesi de kolaydır. Mealindeki gibi de okudukça insana ferahlık verip, ümidini taze tutan, sabır ve şükre yönelten bir Suresi; 50. Ayet "De ki Eğer haktan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer doğru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği Kur'an sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır."Her şeyi bilen ve gözeten Allah'tır. İndirdiği kitap haktır. Bize sadece iman etmek Suresi; 105. Ayet "Ve bana hanîf Allah'ın birliğini tanıyıcı olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye emredildi."9. Tevbe Suresi; 129. Ayet "Ey Muhammed! Yüz çevirirlerse de ki Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.""Allah kuluna kafi değil mi?" Zumer Suresi; 36. Ayeti Bazen bu Arş'ın, alemlerin sahibinin ve yaratıcısının Allah olduğunu unutuyor insanoğlu…SABIR İLE İLGİLİ AYETLERBakara Suresi, 45. ayet meali Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır bir yük Suresi, 153. ayet meali Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle Suresi, 155. ayet meali Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri Suresi, 177. ayet meali Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere özgürlükleri için veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da Suresi, 249. ayet meali Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç-onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç hepsi sudan içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle ırmağı geçince onlar geride kalanlar "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. O zaman Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar şöyle dediler "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir."Bakara Suresi, 250. ayet meali Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana savaşa çıktıklarında, dediler ki "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl kaydırma ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."Al-i İmran Suresi, 17. ayet meali Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma İmran Suresi, 120. ayet meali Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını İmran Suresi, 125. ayet meali Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım İmran Suresi, 142. ayet meali Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?Al-i İmran Suresi, 146. ayet meali Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani bilginler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden güçlük ve mihnetden dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri İmran Suresi, 186. ayet meali Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız bu emirlere olan İmran Suresi, 200. ayet meali Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, sınırlarda nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki Suresi, 126. ayet meali "Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür."Enfal Suresi, 66. ayet meali Şimdi, Allah sizden yükünüzü hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı kişi bulunursa, onların iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle onların iki binini yener. Allah, sabredenlerle Suresi, 18. ayet meali Ve üzerine yalandan kan sürülmüş olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş. Bundan sonra bana düşen güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı Kendisi'nden yardım istenecek olan Allah'tır."0Yusuf Suresi, 83. ayet meali Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş. Bundan sonra bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah pek yakın bir gelecekte onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi'dir."Kehf Suresi, 78. ayet meali Dedi ki "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma zamanımız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber Suresi, 82. ayet meali"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; bu, Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim özel görüşüm olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."Taha Suresi, 130. ayet meali Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et yücelt. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut Suresi, 5. ayet meali Şu halde, güzel bir sabır göstererek Suresi, 24. ayet meali Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat Suresi, 25. ayet meali İçinizden özgür mü'min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu inanmış cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikahlayın. Onlara ücretlerini mehirlerini maruf güzel ve örfe uygun bir şekilde verin. Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, bağışlayandır, Suresi, 34. ayet meali Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini va'dlerini değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da Suresi, 128. ayet meali Musa kavmine "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir" Suresi, 137. ayet meali Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları müstaz'afları mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü vaadi, sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini köşklerini, saraylarını da yerle bir Suresi, 46. ayet meali Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle Suresi, 109. ayet meali Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en Suresi, 11. ayet meali Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir Suresi, 49. ayet meali Bunlar Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz güzel olan sonuç takva Suresi, 115. ayet meali Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini ETKİLEYİCİ AYETLERBakara süresi 270. ayet Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak allah bilir. zalimler için hiç yardımcı süresi 271. ayet Eğer sadakaları zekât ve benzeri hayırları açıktan verirseniz ne âlâ! eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. allah, yapmakta olduklarınızı süresi 272. ayet Ya muhammed! onları doğru yola iletmek sana ait değildir. lâkin allah dilediğini doğru yola iletir. hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. yapacağınız hayırları ancak allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa süresi 273. ayet Yapacağınız hayırlar, kendilerini allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. sen onları simalarından tanırsın. çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. yaptığınız her hayrı muhakkak allah süresi 274. ayet Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarfedenler var ya, onların mükâfatları allah katındadır. onlara korku yoktur, üzüntü de suresi 16. ayet; Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. çünkü biz ona şah damarından daha İLE İLGİLİ AYETLERNisa Suresi, 13. ayet meali Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk Suresi, 72. ayet meali Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk Suresi, 111. ayet meali Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' Suresi, 30. ayet meali Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları Kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' Suresi, 111. ayet meali Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' Suresi, 26. ayet meali Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette ki sınırsız mutluluk yanında geçici bir meta'dan başkası Suresi, 9. ayet meali "Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' Suresi, 27. ayet meali Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler,Yasin Suresi, 55. ayet meali Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet Suresi, 57. ayet meali Senin Rabbinden, bir fazl ve lütuf olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' Suresi, 12. ayet meali O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar olduğunuz, altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' AYETLERYusuf Suresi meali Göklerde ve yerde Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki,insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına Suresi 50. ayet meali İşte bak, Allah'ın rahmetinin eserlerine! Ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla Suresi 31. ayet meali De ki "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"Yunus Suresi 32. ayet meali İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Hak'tan sonra sadece sapıklık vardır. O halde nasıl oluyor da Hak'tan döndürülüyorsunuz? Yunus Suresi 33. ayet meali Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir. Yunus Suresi 34. ayet meali De ki "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki "Allah başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde nasıl oluyor da haktan çevriliyorsunuz?" Yunus Suresi 35. ayet meali De ki "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?" Yunus Suresi 36. ayet meali Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. İbrahim Suresi 10. ayet meali Peygamberleri dedi ki "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi imana çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler. Enbiya Suresi 30. ayet meali İnkar edenler, göklerle yer bitişik iken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?Enbiya Suresi 31. ayet meali Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve varacakları yere yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Enbiya Suresi 32. ayet meali Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, Allah'ın varlığını gösteren delillerden yüz çevirmektedirler. Enbiya Suresi 33. ayet meali O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Hac Suresi 5. ayet meali Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz düşünün ki hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan meniden, sonra bir "alaka"dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir "mudga"dan yarattık ki size kudretimizi apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da akıl, temyiz ve kuvvette tam gücünüze ulaşmanız için sizi kemale erdiriyoruz. İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler Suresi 6. ayet meali Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. Hac Suresi 61. ayet meali Bu böyle. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. Hac Suresi 62. ayet meali Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. Ankebut Suresi 61. ayet meali And olsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl haktan döndürülüyorlar? Enbiya İslam Mevla İslam Kitap Hac Gündem Güncel Haberler Meal Fihrist A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Güzel Kurani kerimimizde geçen akıl ile ilgili ayetler. Kuranda geçen akıl ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda akıl ile alakali tahmini 75 ayet geçiyor 213 - Onlara "İnsanların müslümanların inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. 244 - İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab Tevratı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 273 - İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız. 275 - Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi. 276 - Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi. 2170 - Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar? 2171 - O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler. 2179 - Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz. 2197 - Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun! 2242 - İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor. 2269 - Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar. 2282 - Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir. 37 - Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası aslı demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez. 365 - Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz? 3118 - Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık. 3190 - Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır. 45 - Allah'ın, sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. 558 - Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır. 5100 - De ki"Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz. 5103 - Allah, ne "bahîre"yi, ne "sâibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez. 632 - Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? 6140 - Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir. 6151 - De ki Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti. 766 - Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz." 767 - Hûd, "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi. 7169 - Derken kitabı Tevrat'ı miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 822 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir. 1016 - De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?" 1042 - İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sağırlara, üstelik akılsız da olanlara dinletebilir misin? 10100 - Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler. 1151 - "Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız?" 1178 - Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi. 1187 - Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın." 122 - Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik. 12109 - Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? 12111 - Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur'ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lâkin kendisinden önce gelen kitapların tasdiki her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir. 134 - Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır. 1319 - Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler. 1452 - Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. 1612 - Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır. 1667 - Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır. 2110 - Ey Kureyş topluluğu! And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 2167 - "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?" 2246 - Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur. 2380 - Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? 2461 - A'maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize birbirinize selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar. 2544 - Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar. 2628 - Musa devamla şöyle söyledi "Şayet aklınızı kullansanız anlarsınız ki, O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir." 2860 - Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi? 2935 - Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır. 2943 - İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir. 2963 - Andolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardındanyeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki Öyleyse hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar. 3024 - Yine O'nun âyetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır. 3028 - Allah, size kendinizden bir misâl verdi Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz. 3662 - Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz? 3668 - Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu güçve kuvvetini alarak tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı? 3747 - Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. 37138 - Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz? 3829 - Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar. 3843 - Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun. 399 - Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar. 3918 - O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır. 3921 - Allah'ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki menbalara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır. 3943 - Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi böyle yapacaksınız?" 4054 - Bunu Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye böyle yaptık. 4067 - "Sizi önce bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka embriyodan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaşatıp büyüten O'dur. İçinizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. Bunları Allah belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı kullanasınız diye böyle yapıyor." 433 - Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık. 455 - Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır. 494 - Resülüm! Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir. 5619 - Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. 5717 - Biliniz ki Allah yer yüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık. 5914 - Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından sizinle savaşmak isterler. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur. 6510 - Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akl-ı selim sahipleri! Allah'tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi. 6710 - Ve derler ki "Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!" 895 - Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi? Allahın sıfatları Allahın Zâtî Sıfatları Bu sıfatlar yalnızca Allaha mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz 1- Vücûd Allahın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allahın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allahın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez. 2- Kıdem Allahın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allahın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." Hadid Sûresi 3. âyet. 3- Bekâ Allahın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir; çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabbımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." Rahmân Sûresi 26-27. âyetler. 4- Vahdaniyet Allahın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allahın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." İhlâs Suresi. 5- Kıyam Bi-nefsihi Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." Al-i Imran Sûresi 2. âyet. 6- Muhâlifetün lil - Havâdis Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." Şûra Sûresi 11. âyet. Allahın Sübûtî Sıfatları Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allahın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir. 1- Hayat Allahın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allaha güven, Onu özenerek tesbih et." Furkan Sûresi 58. âyet. 2- İlim Allahın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allahın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allaha göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gecenin karanlığına gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." Râd Sûresi 9-10. âyetler. " İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allahın her şeye gücü yeter." Al-i Imran Sûresi 23. âyet. 3- İrade Allahın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." Nahl Sûresi 40. âyet. 4- Kudret Allahın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allahın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allahın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız. "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." Bakara Sûresi 20. âyet. 5- Semi Allahın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allahın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur. "Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." Bakara Sûresi 181. âyet., "Bilin ki, Allah işitir ve bilir." Bakara Sûresi 244. âyet. 6- Basar Yüce Allahın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur. "Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." Enfal Sûresi 244. âyet. 7- Kelâm Yüce Allahın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allahın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allahın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez. "Allah Musaya da hitap ile konuştu." Nisa Sûresi 169. âyet. 8- Tekvin Yüce Allahın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allahın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri bu sıfatının gereğidir. "Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz." Rûm Sûresi 11. âyet. Allahın Fiilî Sıfatları Yüce Allahın fiilî sıfatları pek çoktur; bunların hepsini saymak mümkün değildir. Ancak bunlara birkaç örnek vermekle yetinelim. Halk Yaratmak demektir. Bütün varlıkları yaratan Hz. Allahtır. Hiçbir mahlukun herhangi bir şeyi yaratmağa gücü yoktur. İnşa Yoktan var etmek demektir. Evrendeki tüm varlıkları yoktan var eden Yüce Allahtır. Yaratıklarınsa yoktan var etme gücü yoktur. İbda' Yüce Allah'ın, aslı ve benzeri olmaksızın icat etmesi demektir. İhya Yüce Allahın diriltmesi demektir. Bir yaratığa can verip onu yaşama ulaştırmak, diriltmek ancak Allaha mahsustur. İmate Yüce Allahın öldürmesi, hayata son vermesi demektir. Bir yaratığa can veren Hz. Allah dilediği zamanda onun yaşamına da son verir. Terzîk Yüce Allahın rızk vermesi demektir. Allah Rab ol-masının gereği sayısız çeşit ve ihtiyaçta olan mahlukatın rızkını da yaratır. O, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için muhtaç oldukları besinleri yoktan var edip onlara sunar. Allahın sıfatları ile ilgili ayetler NotuiteSane Allahın sıfatları ile ilgili ayetler Allahın sıfatları Allahın sıfatlarını anlatan ayetler Allahın sıfatlarının anlamları Allah’ın Zâtî Sıfatları Bu sıfatlar yalnızca Allah’a mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz 1- Vücûd Allah’ın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allah’ın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allah’ın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez. 2- Kıdem Allah’ın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allah’ın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." Hadid Sûresi 3. âyet. 3- Bekâ Allah’ın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir; çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb’ımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." Rahmân Sûresi 26-27. âyetler. 4- Vahdaniyet Allah’ın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allah’ın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." İhlâs Suresi. 5- Kıyam Bi-nefsihi Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." Al-i Imran Sûresi 2. âyet. 6- Muhâlifetün li’l – Havâdis Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." Şûra Sûresi 11. âyet. Allah’ın Sübûtî Sıfatları Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allah’ın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir. 1- Hayat Allah’ın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allah’a güven, Onu özenerek tesbih et." Furkan Sûresi 58. âyet. 2- İlim Allah’ın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gecenin karanlığına gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." Râd Sûresi 9-10. âyetler. " İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter." Al-i Imran Sûresi 29. âyet. 3- İrade Allah’ın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." Nahl Sûresi 40. âyet. 4- Kudret Allah’ın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allah’ın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allah’ın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız. "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." Bakara Sûresi 20. âyet. 5- Semi Allah’ın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allah’ın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur. "Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." Bakara Sûresi 181. âyet., "Bilin ki, Allah işitir ve bilir." Bakara Sûresi 244. âyet. 6- Basar Yüce Allah’ın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur. "Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." Enfal Sûresi 244. âyet. 7- Kelâm Yüce Allah’ın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allah’ın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allah’ın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez. "Allah Musa’ya da hitap ile konuştu." Nisa Sûresi 169. âyet. 8- Tekvin Yüce Allah’ın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allah’ın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri bu sıfatının gereğidir. "Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz." Rûm Sûresi 11. âyet. Allah’ın Fiilî Sıfatları Yüce Allah’ın fiilî sıfatları pek çoktur; bunların hepsini saymak mümkün değildir. Ancak bunlara birkaç örnek vermekle yetinelim. Halk Yaratmak demektir. Bütün varlıkları yaratan Hz. Allah’tır. Hiçbir mahlukun herhangi bir şeyi yaratmağa gücü yoktur. İnşa Yoktan var etmek demektir. Evrendeki tüm varlıkları yoktan var eden Yüce Allah’tır. Yaratıklarınsa yoktan var etme gücü yoktur. İbda’ Yüce Allah’ın, aslı ve benzeri olmaksızın icat etmesi demektir. İhya Yüce Allah’ın diriltmesi demektir. Bir yaratığa can verip onu yaşama ulaştırmak, diriltmek ancak Allah’a mahsustur. İmate Yüce Allah’ın öldürmesi, hayata son vermesi demektir. Bir yaratığa can veren Hz. Allah dilediği zamanda onun yaşamına da son verir. Terzîk Yüce Allah’ın rızk vermesi demektir. Allah Rab ol-masının gereği sayısız çeşit ve ihtiyaçta olan mahlukatın rızkını da yaratır. O, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için muhtaç oldukları besinleri yoktan var edip onlara sunar. Cevap Allahın sıfatları ile ilgili ayetler Kayıtsız Üye çok iyi bilgiler var teşekkürler. Cevap Allahın sıfatları ile ilgili ayetler Brona Thank You Ödeve lazımdı Eywallah 😀

allah ın gücü ile ilgili ayetler