aileme bir şey olacak korkusu
Kekemelikkonuşma esnasında, nefes alış veriş ritminin bozulması, konuşma hızının artması sonucunda meydana gelen takılmalar, tutulmalar ve teklemelerdir. Nefesle ilgili yapmış olduğunuz en önemli hata şudur: Yanlış şekilde nefes alıyorsunuz. Şimdi sizinle bir egzersiz yapalım. Lütfen derin bir nefes alın.
21Cevaplar. Beni en çok üzen şey, kuzenimin genç yaşta vefat etmesi idi. Trafik kazasında ölen gencecik kuzenimle ben hem arkadaş hem akraba hem dost hem kardeştik. Birbirimizi yer yüzünde anlayan iki kardeştik. O gidince üzerime büyük bir durgunluk çöktü. Hayattan uzun süre hiç bir haz alamadım.
Açsusuz, işkence dolu bir yaşantım oldu. Her şeyden önce çocuktum Evsiz, sahipsiz, kimsesiz ve işsizdim. Sokaklarda kaldım. Çocuklarımı bu şartlarla büyüttüm. Ermeniliğimi tam olmasa da biliyordum ama gizledim. Çocuklarım 1995 yılında öğrendiler. Aileme ulaşmak için çok araştırma yaptık. Hiç bir sonuç alamadım.
Sanıyorumbu olaydan sonra başladı ölüm korkusu. Hep konuşmak yazmak çizmek kolay. Zaman algısı iyice kavramaya başladığım bir şey oldu son günlerde. Beni olduğum gibi seven bir insana sahibim. Kendimi aileme bile kabul ettirmem 30 sene sürmüşken bu adam için saatler almış olması enteresan değil mi :) Çözüm
Bubağımlılık geni anne tarafından geliyor büyük ihtimalle, genlerimde var yapacak bir şey yok. Kahveye bağımlı olmaktan mutluyum, severek içiyorum. Kahve güzel bir kültür, bir sene Italya’da yaşadım, onların kahve içme stilini de benimsemiştim. 1euroya minik şeker İtalyan kafelerde duruyorlar ve espresso shut
Site De Rencontres Gratuit En France. Merhaba şunu söylemeliyimki arkadaşlar gerçekten kendimi çok kötü hissediyorum ve inanılmaz bir şekilde pişmanlık duyguları şu ki arkadaşlar galiba sınıfta kalıyorum. 8. sınıfa arkadaşlar olayı genel olarak anlatmak gerekirse bütün bir sene boyunca neredeyse hiç bir dersin sınavına girmedim devamsızlıkta dolayı , devamsızlığım 60-70 günü aştı arkadaşlar hatta 90 ı bile geçmiştir neyse arkadaşlar önceleri kabul ediyorum okul olduğu vakitlerde inanılmaz zevk veriyordu okula gitmemek , evde rahat rahat istediğimi fakat işte sene sonunda çok pişman oldum her gün gitseydim azından dersler için değilde arkadaşlar için gitseydim diyorum kafamı taşlara vurasım geliyor , kalma olayı yüzündende değil ha , arkadaşlar hergün gitseydim de arkadaş ortamı içersinde olsaydım diyorum fakat artık çok sonuna gelindi ve hiç bir şey için çok geç olmasada artık bunun için maalesef geri getiremiyor işte. Her neyse arkadaşlar her an bu olayı düşünüyorum cidden artık delirecek duruma geldim sürekli ağlıyorum ki mustahaktır bana elbette hak veriyorum sizede fakat ne olur yinede beni anlayışla karşılayın , yinede er yada geç doğruyu görebilmeme sene sınıfta kalmak istemiyorum arkadaşlar , her türlü garanti verebilirim ki isterlerse beni eğer ki kabul ederlerse Lise yaşantımda sürekli izlesinler davranışlarımı , derslerimi vs. hepsini izlesinler tek bir olumsuzluğumu dahi gördüklerinde 8. sınıfa düşürsünler , bunu bile göze alırım neyse arkadaşlar ne yapacağımı bilmiyorum ve sınıfta kalma korkusu ki bir daha böyle birşey yapmıyacağım arkadaşlar bu olaydan çok büyük bir ders çıkardım , bu konuda sizlerin bana önerleri nelerdir acaba ? Ailemi alıp okula gidip konuşturmalımıyım müdürler ile ? Çok korkuyorum arkadaşlar off off , lütfen bana olumlu ve düzeyli bir yorumda bulunun geçilmeyi kaldıracağımı sanmıyorum söylemeliyim ki bir faydası olacak mı bilemiyorum ama özel okula gidiyorum ayrıca oks giriş sınavı belgesini de aldım yani bunların sınıf geçmede bir yararı olabilir mi ? Cevaplarınız için herkese teşekkür ediyorum şimdiden. offf iyi olmuş biz kerizmiyizde hergün okula gidiyoruz millet not düşüklügünden kalıyo ÇOGU SINAVA GİRMEDİN GİRDİKLERİNDE NOT YOK 90 GÜNÜN 10 UNDA YOK YAZILSAN GENE KALCAN ailenin allah belasını versin öyle çocuk yetiştirilirmi yaw ilgilenin biraz çocugunuzla quoteOrjinalden alıntı éfsane wii offf iyi olmuş biz kerizmiyizde hergün okula gidiyoruz millet not düşüklügünden kalıyo ÇOGU SINAVA GİRMEDİN GİRDİKLERİNDE NOT YOK 90 GÜNÜN 10 UNDA YOK YAZILSAN GENE KALCAN ailenin allah belasını versin öyle çocuk yetiştirilirmi yaw ilgilenin biraz çocugunuzla Not düşüklüğünden kalma gibi bir olay yok fakat benim birde devamsızlık olayım daha saygılı ve düzeyli bir şekilde seviyenin kaç paralık olduğunu , nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar değersiz biri olduğunu dışa vuruyorsun arkadaşım , kelime ve sözlerine dikkat aileme laf etme hakkını da nereden buluyorsun sen ? Sana mı kaldı aileme laf neyse konuyu dağıtmak istemiyorum , lütfen biraz daha saygılı bir şekilde cevaplarda bulunursanız sevineceğim. quoteOrjinalden alıntı quoteOrjinalden alıntı éfsane wii offf iyi olmuş biz kerizmiyizde hergün okula gidiyoruz millet not düşüklügünden kalıyo ÇOGU SINAVA GİRMEDİN GİRDİKLERİNDE NOT YOK 90 GÜNÜN 10 UNDA YOK YAZILSAN GENE KALCAN ailenin allah belasını versin öyle çocuk yetiştirilirmi yaw ilgilenin biraz çocugunuzla Not düşüklüğünden kalma gibi bir olay yok fakat benim birde devamsızlık olayım daha saygılı ve düzeyli bir şekilde seviyenin kaç paralık olduğunu , nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar değersiz biri olduğunu dışa vuruyorsun arkadaşım , kelime ve sözlerine dikkat aileme laf etme hakkını da nereden buluyorsun sen ? Sana mı kaldı aileme laf neyse konuyu dağıtmak istemiyorum , lütfen biraz daha saygılı bir şekilde cevaplarda bulunursanız sevineceğim. yoruma açık bi konuyu açtın farkındamısın notların kaç mesela devamsızlıkta ztn 80 gün yoklama olmaması lazım kalcan olm sen valla 90 gün okulsuz takılan evde oturup tembellik yapan asosyal olup arkadaşlarının yanına gidip eğlenmeyen ben değilim evet burda yoruma açık bi konu açmışsın bana kaldı laf yetiştirmek quoteOrjinalden alıntı éfsane wii quoteOrjinalden alıntı quoteOrjinalden alıntı éfsane wii offf iyi olmuş biz kerizmiyizde hergün okula gidiyoruz millet not düşüklügünden kalıyo ÇOGU SINAVA GİRMEDİN GİRDİKLERİNDE NOT YOK 90 GÜNÜN 10 UNDA YOK YAZILSAN GENE KALCAN ailenin allah belasını versin öyle çocuk yetiştirilirmi yaw ilgilenin biraz çocugunuzla Not düşüklüğünden kalma gibi bir olay yok fakat benim birde devamsızlık olayım daha saygılı ve düzeyli bir şekilde seviyenin kaç paralık olduğunu , nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar değersiz biri olduğunu dışa vuruyorsun arkadaşım , kelime ve sözlerine dikkat aileme laf etme hakkını da nereden buluyorsun sen ? Sana mı kaldı aileme laf neyse konuyu dağıtmak istemiyorum , lütfen biraz daha saygılı bir şekilde cevaplarda bulunursanız sevineceğim. yoruma açık bi konuyu açtın farkındamısın notların kaç mesela devamsızlıkta ztn 80 gün yoklama olmaması lazım kalcan olm sen valla 90 gün okulsuz takılan evde oturup tembellik yapan asosyal olup arkadaşlarının yanına gidip eğlenmeyen ben değilim evet burda yoruma açık bi konu açmışsın bana kaldı laf yetiştirmek Maalesef notlarımın pekte iyi olduğunu devamsızlık yapıpta evde tembellik yaptığımıda nereden çıkarttınız ? Özel bir sebebi var kusura bakmayın ama devamsızlıığımdada öyle yan gelip oturmadım , kendime ve aileme hayırlı olmaya çalıştım fakat yanlış yaptım gibi devamsızlıkta yaptığım şeylerden pişman değilim onlar sayesinde şükürler olsun ki istediğim yerdeyim istediğim alanda . benim bildigim 8. sinifta kalmak yok. benim arkadas vardi 5-6 tane 1 olan dersi vardi son senesi diye cocuga tesekkur verdiler. korkma birakmazlar kanimca. quoteOrjinalden alıntı Cenk 2 fakenin tartışmasını izleyeceğiz.. 8. sınıfta kalma yok korkma seneye adam ol okuluna git seni fake seni gerçi gitmesen de olur kendine hayrı olmayan insanın devletine milletine ne hayrı olsun işin iyi yanı oks ye bir sene daha rahat rahat hazırlanırsın sende abartmışın bende sınavlara eksiksiz girdm ama devamsızlık 21 gün lise son kalmassın diolar ama mdr yardmcısıyla çok zıtız bi kelek yaparsa artık çif dikiş okucaz yapacak bi şey yok kalmayı kabullen kendine ders çıkar seneye adam gibi çalışıp yüksek bir puanla kendini kanıtlamış olursun ailende gurur duyar bu ilerlemenle onun haricinde moral bozup durma gerçekleri kabul etmek lazım. senin durumun maça benziyor yeniliyorsun kendini bitirecegine bi dahaki maça hazırlan 9 gol at gözde kal gençliğe bak ya çocuklar kaç yaşında gelip burda geçip kalma konusu açıyolar..bu foruma belirli bir yaş sınırı getirilse ne güzel olur..öss den önce burya takılmakta ayrı bir sorumsuzluk tabi.. Orta son sınıfa 60 - 70 gün devamsızlık ne demek? Zaten ders günlerini toplasan 100 gün etmez. Kafan neredeydi o yaşta okuldan kayış atıp neler yaptın? 60 gün kayışın hiçbir mazereti olamaz. Baban çok zengin olur okula tuvalet yaptırır hocaların hepsine takım elbise verir anca öyle geçirirler. Yaşın daha 14 - 15 bu yaşta nasıl kayış atıpta vakit geçiriyorsunuz anlamam...! Sen daha liseye gelecen bide olursa üni. okucan, vay yavrum vay. Senin halin harap, senden anca sokak çocuğu, berduşt olur koçum. Adam gibi okusaydın derslerini çalışşsaydın, devamslızlık yapmasaydın. Sana müstehak. kalma var haberiniz olsun. Öğrenci affı çıkarsa kalmazsın ... Lisede bizim sınıfta bir eleman seçim dönemiydi kendini siyasete 1,2 ay suratını devamsızlık hemde sınavlara girme diye bir durumu yoktu -ki aynı senin gibi ... Ama sonucunda ne oldu ? Milli eğitim sanırım af çıkarmış yanlış hatırlamıyorsam sağlık raporuda ayarladıyanlış hatırlamış olabilirim bu kısmı . Sonra 1 ay falan başka bir okulda eğitim aldı ve o 1 ay içinde gördüğü derslerden sınav olarak sınıfı geçti. Bir araştırma yap belki bu yöntemle geçebilirsin - 407722 éfsane wii - 407720 Cevap vermeye değer bir konu gibi görünmüyor. Yine de kesin konuşmayayım. Sayfaya Git Sayfa
1 Selamlar, bugün bilgisayarımı açamadım ve bu korkuyla doldum taştım. Yakın zamanda bu olaylar ile ilgili ne kadar endişelendiğimi biliyorsunuzdur. Ayrıca sebepsiz de değil benim bu korkum. Mesela geçen gün masaüstünde bir dosyanın adını değiştirecektim. Yönetici isteği istedi verdim. Bir sıkıntı olmadı. Ayrıca yakın zamanda brave kullanırken yeni sekme kısmı kendi kendini hızlı ulaşmak için kullanılan yere atmıştı. Bir de bu en korktuğum geçenlerde WinRAR'a sağ tıklayıp özellikler demiştim. Orda bilinmeyen bir cihaz vardı. Fakat bu cihazin yanındaki numara benim SID numaramin aynisiydi fakat yanında 1 vardı. Ornek sonu 500 iken orda 5001 yazıyordu. Bir de WinRAR normalde bilgisayarımın masaüstünde değil. O gün WinRAR hem simgesizdi hem de kendi kendine masaüstüne gelmişti. Gerçekten bu olaylar yüzünden paranoyak oldum. Kaspersky var her gün tam tarama yapıyorum bir şey bulamıyor ama ya kasperskyin ayarları ile oynayıp kendini istisna eklediyse diye korkuyorum. Ya kendini kapatırsa diye aklım çıkıyor. Hayatımı rahat yaşayamıyorum. Bazen aileme virüs linkler geliyor tıklayıp gülüyorlar onlar kadar rahat olamıyorum. Tarama ile siliyorlar hemen ben 50 kere tarama yapıp bir şey bulamazsa daha çok stres yapıyorum. Geleceği düşünüyorum her şeyin elektroniğe bağlı olduğunu virüslerin havada uçuştuğunu. Düşündükçe strese giriyorum. Bu takıntım nasıl yenebilirim bilmiyorum bana yardımcı olabilir misiniz?
Ahmet Ertan Tezcan Cevabı Psikiyatri pratiğinde çok sık rastladığımız bir rahatsızlığı çok net net tarif ediyorsunuz. Rahatsızlığınız ismi YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU. Psikiyatrik tedavi için baş vurmanız yeterli.
NASIL KAPANDIM?Nasıl bir aile?  Â- Yalova’da orta halli. Baba mütehait, anne ev hanımı. 5 kardeÅŸiz, 2’si kız, 3’ü erkek. Ablam, trafik kazasında vefat etti. Ben tek kız kaldım, 4 numarayım... Anneniz örtülü müydü?  Â- Evet. Ben kendimi bildim bileli...Nasıl? Yazma gibi mi?- Yok hayır, 5 vakit namazını kılan "dini bütün" biri...Ne demek "dini bütün"? Dindar, koyu dindar, mutaassıp, mutaassıp üstü, dinci ya da inaçlıdan farkı ne?- Haklısınız insanın kafası karışıyor, çünkü günümüzde dindarlık kavramının içi boÅŸaltıldı. Bizimkiler, gerçekten samimi Müslümanlar. Cemaatlere, tarikatlara, gruplara girip oralardan etkilenen insanlar deÄŸiller. Bunu kınadığım için söylemiyorum ama gerçek bu. Kendi hallerinde tipler. Bir takım ÅŸeyleri birileri, bir cemaat, bir grup, bir kitle onlara ÅŸekil verdiÄŸi için yapmıyorlar. Fanatik de deÄŸiller...Sizi küçükken Kuran kursunagönderdiler mi?- Yok hayır. Kuran okumayı aile büyüklerinden ö konularda herhangi bir baskı yaptılar mı?- Yaptılar kapanmak nereden esti?- Åöyle Annem çok dindar. Allah korkusu, annemde çok üst seviyelerde. Neredeyse tüm hayatını buna göre ÅŸekillendiriyor. Haliyle genç kızlık döneminde belli bir yaÅŸtan sonra örtünmemin ÅŸart olduÄŸunu söyledi. Benim iyiliÄŸim için bunu gerçekten çok ve yürekten istedi...Kaç yaşındaydınız?- 15. Babanız peki?- O daha rahat biri. Åeklin çok da önemli olmadığını hep vurgular. İnsanın inancının içinde olduÄŸuna inanır, biçime annem kadar takı arada bir derede kalmadınız mı? N’aptınız?- Tam iki yıl annemi duymazdan geldim. Ama sonra dedim ki "Madem bu kadar ısrar ediyor, bu iÅŸi bir araÅŸtırayım." Okudum, ettim, 17 yaşındayken de kapandı kapandığınız anda ne hissettiniz? Hayatınız nasıl deÄŸiÅŸti?- Genç kızlık yıllarını bilirsiniz, insanların en ÅŸuursuz zamanlarıdır, en laylaylom yıllardır. Üstelik benim genç kızlığım da herkesinki gibi deÄŸildi... Nasıl yani?- GereÄŸinden fazla idealisttim. İnsanlık için, bu ülke için güzel, faydalı ÅŸeyler yapmak istiyordum. Düşünün ki aileniz ve çevreniz de inançlı, din motifi hep ön planda, acayip bir tezahürat oldu tabii. Kendimi onaylanmış yapmış insanın rahatlığı ve huzuru yani...- E tabii. Etrafımdaki herkesi de mutlu ettim bir anda. En çok da annemi...Ama diyorsunuz ya, insan o kadar gençken tam da ne yaptığını bilmiyor diye...- Evet bilmiyorsunuz...Peki o dönem aldığınız kapanma kararını kaç sene uyguladınız?- 17 yaşındaydım. Åimdi 47 yaşındayım. Demek 30 yıl! Ama son iki yılı ÅŸapkalıydım... Aslında bir anlamda laylaylom yıllarında verdiÄŸiniz bir kararla bütün hayatınız deÄŸiÅŸiyor...- Evet öyle oluyor. Okullar ona göre seçiliyor. Sosyal faaliyetlerde mi bulunmak istiyorsun? Sınırlar geliyor hayatına. Spor yapman bile zorlaşıyor, "Spor salonuna nasıl giderim ki?" diyorsun. Ama o zaman, bunların farkında deÄŸildim. Åimdi geriye bakıp deÄŸerlendirebiliyorum. Tabii ki hayatın tamamen deÄŸiÅŸiyor. Ben üç sene üniversite sınavına girdim, istemediÄŸim bölümleri kazandım, gitmedim. O arada evlendim, 20 yaşındaydım. İlk çocuÄŸuma hamileyken İktisat’ı kazandım, iki yıl okudum, sonra tekrar hamile kaldım...O yıllar boyunca "DoÄŸru mu yaptım yanlış mı?" demediniz mi?- Hayır sorgulamadım...Peki evliliÄŸiniz nasıl oldu?- Üniversiteye hazırlandığım için fizik ve matematik dersi alıyordum. Dersi veren öğretmen, Müfit Bey’in arkadaşı çıktı. Ben kocama Müfit Bey derim, Müfit demek komik geliyor, böyle alıştım. Bir gün tesadüfen tanıştık. Ben onu evli zannettim, erkeklerle alakam yok, rahat rahat sohbet ettim. Benim öyle flört, erkeklerle bakışma, kesiÅŸme gibi ÅŸeylerim de olmadı. Bir erkek olarak bakmadım Müfit Bey’e. Baksam, baktım derim. Bununla da övünmüyorum zaten. Sonra teklif geldi...GüzelliÄŸinize mi vurulmuÅŸ?- Yok canım, o zamanlar güzel falan deÄŸildim. Åimdi daha güzelim. O zaman kendimin bile farkında deÄŸildim. Kendimle uÄŸraÅŸmadığım bir dönemdi. Tartının üzerine bile çıktığımı hatırlamıyorum. Kadın olarak tamamen silik yıllar. AraÅŸtırma da yapmışlar hakkımızda. Öyle oluyordu bu iÅŸler, flört yok ya, nasıl tanıyacaksın? Sonra birkaç kez görüştük. Hayatla ilgili görüşlerimizi paylaÅŸtık. Bugün tabii bunlar bana tuhaf geliyor... E doÄŸru bir eÅŸ seçmiÅŸsiniz ki, bunca yıldır devam ediyor evliliÄŸiniz...- Evet ama Allah korumuÅŸ bizi! Åimdi düşünüyorum da, akılla filan yapılacak iÅŸler deÄŸil bunlar...Bugün çocuklarınızın aşık olarak evlenmesi gerektiÄŸini düşünüyorsunuz deÄŸil mi?- Bizim yetiÅŸtirilmemizde çok büyük yanlışlar yapıldı. Oralara hiç nasıl bir ÅŸey geliyor insana "DoÄŸru yolu bulmuÅŸ, Allah’a yakın, Allah’ın emirlerine uyan biri gibi" mi?- E tabii. Böyle nasıl bir konfor saÄŸlıyor? Erkekler daha mı az tacizde bulunuyor? Öküz bakışlardan kurtulunuyor mu?- Kendimi ve bedenimi erkeklerin gözünde daha korunmuÅŸ hissediyordum. Ama son 10-15 yıldır Türkiye’de örtünmenin anlamı tamamen deÄŸiÅŸti. ÇeÅŸitli baÄŸlama yöntemleri de var...- Evet. BaÄŸlama nasıl bir ÅŸey biliyor musunuz, bir yere mensubiyetiniz vardır, hemen otomatik olarak onların ÅŸekillerine girersiniz. Ben hayatta onlardan olmadım. Estetik kaygılarım da vardı, modern giyinmeye çalıştım. Kocaman pardösülerle, uzun büyük eÅŸarplarla hiç dolaÅŸmadı sizin gibi örtünenleri ciddiye alıyorlar mıydı? Yoksa "yanar- döner" mi buluyorlardı?- Bilmiyorum, daha modern örtülü bir kadın olarak, kendinizi klasik biçimde örtünenlerin yanında nasıl hissettiniz?- Yalnız. Hiçbir yere ait olamadığım için bu yalnızlığı hep hissettim. Ama bunu ben seçtiÄŸim için ÅŸikayet de etmedim. Saçınız görünmüyordu deÄŸil mi?- Hayır ama saçımı göstermeyeceÄŸim diye renk uyumundan ve modelden taviz vermiyordum. Kendimce bir tarz var mıydı saçınızda?- Tabii. Başım örtülü diye saçımın bakımını hiçbir zaman ihmal etmedim. Ya sadece kadınların çalıştığı kuaföre gidiyordum ya da kuaför eve kıyafetlerde uyum ve kombinasyon daha mı zor...- Çok daha zor. Mesela kıyafet giyip başımı örtmeden aynada tepeden tırnaÄŸa kendime bakarım, beni rahatsız eden en ufak bir ÅŸey olmaz... Ama sonra bir örterim, her ÅŸey yani?- Başörtüsü, giysiyi bambaÅŸka bir ÅŸeye dönüştürür. O kadar bıçak sırtı bir ÅŸey ki örtünme. Örtünmenin getirdiÄŸi bir tarz var. Ama hem modern olmak istiyor hem de başörtüsü bana uyum saÄŸlasın diyorsanız, çok zor. Modacı bir arkadaşım vardı, örtülü tek müşterisi bendim. Bazen bir kıyafetle gelirdi, "Çok yakışacak Reyhan bu sana..." derdi. Giyerdim gerçekten de harika olurdu, ama başörtüsü taktığım anda bütün havası deÄŸiÅŸiverirdi. Yıllar içinde kendimce yöntemler buldum. Başörtüsünü bir aksesuar olarak tanımladım. Ve sadeliÄŸe gittim, tek renk giydim. Örtülü olunca iki hayat oluyor deÄŸil mi? Dışarıdaki hayat, evdeki hayat...- Biraz öyle. Evde çok rahatsınız ve modernsiniz...Sizi, mesela kocanızın yakın arkadaÅŸları o modern halinizde görebilir miydi?- Hayır. Mahrem diye bir olay var ya; ölçü, nikah düşmeyen erkek... Baba, abi, dayı, amca, yeÄŸenler tamam...Kocanızın amcası..- Yok onlar mahrem olmuyor...Ama çok zor deÄŸil mi mesela kapı çalıyor tüpçü geliyor, başınızı baÄŸlayıp kapıyı açmanız gerekiyor. Kapının yanında örtüler mi asılı...- Bu meselenin sosyolojik ve psikolojik tespitlerinin çok ciddi yapılması lazım. O kadar polemiÄŸe açık ki. Bütün alimleri birbirine sokacak meseleler bunlar. Ama faydası yok, konuÅŸmam. Kadının örtünmesinin erkeklerin dayatması olduÄŸunu düşünüyor musunuz ya da onların sahiplenme duygusunun bir sonucu olduÄŸunu...- Örtünmeyi tarih boyu incelediÄŸiniz zaman ÅŸunu fark ediyorsunuz, örtünme dünya ilk kurulduÄŸunda beri insanlık tarihinin çok eski bir alışkanlığı. Neredeyse bütün dinlerin yaÅŸam biçiminde var. Bizim de ülkemizde örtünün kabul edilme biçimini çok iyi sorgulamamız lazım. O kadar çok ÅŸey var ki üzerine tartışacak, kafa yoracak. Bir de kaç yüzyıldır din kitaplarını erkekler yazdığı için de bu böyle...Farkındalığınız ne zaman baÅŸladı? - Son 5-10 yıldır. Çünkü sürekli okuyorum. Ben 20 yaşında evlendim, peÅŸ peÅŸe üç çocuk doÄŸurdum, onları yetiÅŸtirdim. Kendimi düşünecek vaktim olmadı. Hayat da bu arada geçti, gitti. Åimdi 47’yim ve bir sürü ÅŸeyin farkındayım. O yüzden de artık örtünmemeye karar verdim. Ama hálá fevkalade inançlı biriyim...NASIL AÇILDIM?30 yıl sonra açılmaya karar verdiniz? Tetikleyen ne oldu?- Herkesin olgunlaÅŸmaya baÅŸladığı bir yaÅŸ var. Ben kadınların 35’ten sonra olgunlaÅŸtığını düşünüyorum, 40’a doÄŸru, en azından bana öyle oldu. Çok okumaya baÅŸladım. Zaten sade bir yaÅŸam sürerim, pek sosyal deÄŸilim, kendimi tamamen kitaplara verdim. Bu tabii içsel yolculuÄŸumun çok zenginleÅŸmesine sebep oldu. Bir tür uyanış. Tabii bir günde bu noktaya gelmedim, yıllar aldı, 10 küsur yıl...Tereddüt, kaygı, korku...- Ben korku nedir bilmem. Böyle bir duygum hiç yoktur. Osho’dan bunun psikolojisini bile okudum, neden acaba bende çok iz bırakan bir korku yok, diye. Cesur adımlar atmayı seven bir yapım var. Bir ÅŸeye inandıysam, onu beynim kabul ettiyse, vücudum eylem olarak ona hemen hazır oluyor... Tedirginlik...- OlmuÅŸtur tabii..."Bunca zaman beni hep örtülü tanıdılar, nasıl açılırım ki?" demediniz mi hiç?- Dedim. Ama onların ne düşündüğünden çok benim ne istediÄŸim önemliydi. Bu, benim kiÅŸisel kararımdı. Önce iki yıl ÅŸapka taktım. Sebebi daha modern ve estetik örtünme yolları aramam...Niye böyle bir derdiniz var?- Çünkü estetiÄŸe düşkünüm. Nedenini bilmiyorum. Bir gerekçe bulmam gerektiÄŸini de sanmıyorum. Türkiye’de de, yurt dışında da kamusal alana uyum saÄŸlayacak bir görünüm içinde olmak istedim. Bu da suç deÄŸil geçince kocanız ne dedi?- Karışmaz ki. Niye karışsın?Ne bileyim bazıları karışır...- Başımı açtığımda, Müfit Bey’in ofisine gittim, kapıdan içeri girdim, çalışıyordu, kafasını kaldırdı, göz göze geldik, "Åaka bu deÄŸil mi?" dedi, "İçeri girmeden ÅŸapkanı çıkardın elinde tutuyorsun öyle deÄŸil mi?" dedi. "Yoo hayır" dedim. İki üç aydır bu konuyu konuÅŸuyorduk ama zamanını bilmiyordum. Bana hep "Senin kararın" demiÅŸti, "Benim karışma hakkım yok." Ben de ona sormadım. Yaptı sizi ÅŸapkalı görünce "Bu tamam başını açacak, hazırlık yapıyor" diye düşünmediler mi?- Mutlaka düşünmüşlerdir. Ama yanılıyorlar. Çünkü ben geçiÅŸ dönemi filan düşünmem. Açmaya inandıysam, açarım. Küt diye. Kimseyi dinlemem. Ama ÅŸu var Åapkaya geçiÅŸ başımı açmamı benim için kolaylaÅŸtırdı.Anneniz ne dedi sizi ÅŸapkalı görünce...- HoÅŸuna gitmedi. "Açsan daha iyi" dedi. Gerçi açtıktan sonra da hoÅŸuna gitmedi. Ama bu, benim hayatı açınca babanız ne dedi?- Hiç yorum yapmadı.Çocuklar?- Büyük oÄŸlum bir iki ay tavır aldı. Başın aÄŸrıyacak bu yüzden filan dedi. Ama sonra o da alıştı. Kızınız 20 yaşında ve örtülü deÄŸil, bu kararı alırken ona da örnek mi olmak istediniz?- Yok hayır. Bu karar o kadar bana ait ki. Açarsam eÅŸime şöyle olur, kızıma böyle olur diye düşünseydim zaten yapamazdı bakkalı 30 yıl sizi örtülü görmüş. Bir gün sabah açık görüyor, ne oluyor?- Kimse yüzüme negatif hiçbir ÅŸey söylemedi. Ha akıllarından geçmiyor mudur? Geçiyordur. Ama dillendirmediler. Buna izin ilk çıktığınızda kendinizi çıplak hissetmediniz mi?- Hayır, çünkü zihnen ve ruhen iÅŸi bitirmiÅŸtim. Ben gerçekten hazırdım. Önce yurtdışında başımı üç gün açtım. Neden yaptım bunu? Tamam zihnim karar verdi ama bedenimin bir alışkanlığı var. 30 yıl buna alışmış olan bedenim ne cevap verecek, ne kadar uyum saÄŸlayacak, ölçmek istedim. Bu, içimde hissettiklerim. Dışarıdan insanların algısına gelince, sanırım ÅŸapka takınca onların gözünde modern bir kadına dönüşmüştüm. Bir baÅŸka deyiÅŸle, örtü takan kadın imajından zaten çıkmıştım. Bunları tabii sonradan fark ettim. Åapkadan sonra açınca, sırıtmadı. Belki direkt örtü takarken açsaydım farklı olurdu...Peki ÅŸapkanızı çıkardınız ve kapıdan dışarı çıktınız... O ilk günden söz ediyorum...- Evde karar verdim, bugün o gün, diye... Henüz eÅŸimin haberi yok... Kimsenin yok... Evden çıktım, ÅŸoför beni alacak ve eÅŸimin ofisine götürecek... Åoförün yüzünde bir ÅŸaÅŸkınlık görmediniz mi?- Görmez miyim? O kadar saygılıdır ki bana karşı, görür görmez yüzünü çevirdi, saygısızlık yapmamak için... Bunu hiç unutmuyorum. Ben kendimden emin davranan biriyimdir. Hele böyle bir çok mu ciddisiniz?- Çok çatlağım aslında. Bakma böyle durduÄŸuma. Farklı bir Reyhan var içimde. Ama onu ortaya çıkartmamak ikimizin de hayrına! İşte ÅŸoförümüz bana bakmamaya çalışıyordu, sanki istemeden beni ayıp bir ÅŸey yaparken yakalamış gibiydi. Tabii sen rahat davranınca karşındaki de rahatlamaya baÅŸlıyor... Saçlarınız nasıldı?- İlk açtığımda mı? Victoria Beckham modeliydi. Hani bir tarafı biraz daha uzun. Ofise gelince, kapıdaki bekçi, sekreterler, hepsinin yüzündeki ÅŸaÅŸkınlığı okudum...Kimseye "Çocuklar siz de fark etmiÅŸsinizdir, ÅŸapkamı çıkardım" filan demiyor musunuz?- Nasıl yani? Ne demek! Niye böyle bir ÅŸey yapayım? Üstelik etrafıma beton örmüşüm, mesafe koymuÅŸum. Ne böyle bir ÅŸey söylerim ne de böyle bir ÅŸey söylenmesini isterim. Böyle davranmazsan, her tür insandan her tür lafı iÅŸitirsin. "Bu yaptığım aileme, kocama zarar verebilir" diye hiç düşünmediniz mi?- Bunları düşünsem yapamazdım. Müfit Bey de "Åaka mı yapıyorsun?" deyince, "Yoo" dedim, "En önemli kısmını tamamladım. Bir sen kalmıştın! Åimdi olay bitti. GeçmiÅŸ olsun!"Çelik bir iradeniz var...- Son üç senedir, kiÅŸisel geliÅŸim ve NLP konuları üzerinde çalışıyorum...Peki ÅŸimdi gelelim meselenin özüne Neden açtınız başınızı? - Öyle bir noktaya geldim ki, belki de bu kadar okuduÄŸum, kendimi geliÅŸtirdiÄŸim için, düşünmeye çok fırsatım olduÄŸu için, büyüdüğüm için... İnsanlığın ortak paydalarını buldum... İnanç olarak, günlük yaÅŸantı olarak, deÄŸerler olarak... Tüm bunlar beni bu noktaya getirdi. Örtünme olayının beni bir sınıfın içine otomatik olarak soktuÄŸunu fark ettim. Ve o sınıfın içinde; nereye gidersem gideyim, aÄŸzımdan dünyanın en doÄŸru lafları da çıksa da sürekli önyargıyla yaklaşıldığını fark ettim. Ve siz bundan hoÅŸlanmıyorsunuz...- HoÅŸlanmıyorum tabii. Ben nötr olmak istedim. Başım örtülüyken de, ÅŸapkalıyken de ÅŸimdi de dünyaya son derece geniÅŸ bir yelpazeden bakan biriyim. Aklınıza gelebilecek en uç insanı getirin, onunla bile paylaÅŸacak bir ÅŸeyim vardır. Siz bile benim yanımda tutucu kalırsınız. Ama başımda örtü mü var? Kategorize ediliyorum. Buna da ÅŸiddetle karşıyım. Benim dindarlığım deÄŸiÅŸmedi. Hálá 5 vakit namaz kılıyorum. İnsani deÄŸerlerim aynı. Öyle bir ÅŸey ki başörtüsü, kimse sizi görmüyor, sadece o bez parçasına bakıyor. Ben de bundan kurtulmak istedim! Peki "Kocası siyaset yapıyor, o yüzden reklam bunlar!" laflarıyla nasıl baÅŸa çıktınız?- En ağır laflar bunlar. Ben kocam dahil hiçbir insanın sözüyle hareket etmem. ÖleceÄŸimi bilsem, "Kocan cumhurbaÅŸkanı olacak, ört başını ya da aç başını" deseler, hissetmiyorsam yapmam. Ona zararım dokunmuÅŸ olabilir ama bu gerçekten istediÄŸim bir ÅŸeydi. Kendimi çok daha rahat hissediyorum. 30 yıl boyunca başınıza örttüğünüz ÅŸimdi bez parçası dediÄŸiniz ÅŸey için ne düşünüyorsunuz?- Ne sihirli bir bez parçasıymış diyorum. Herkes bundan besleniyor. Dost da düşman da. Herkesin rant konusu. İşte bu örtü, yıllarca benim de kafamdaydı. Ben onu çıkararak, kafamı kurtardım. Çünkü tenis maçı gibiydi. Biri oradan vuruyor, biri buradan. Başımızı nereye çevireceÄŸimizi bilemiyoruz. Bir de sosyal hayatta sıkıntılarını yaşıyoruz. Åimdi dünya varmış BİR KERE YAÅARLAR DEDİM ÅAPKAYI ARABAYA BİLE ALMADIMAbilerimle, annemle babamın yanına Yalova’ya gidiyoruz. Abilerim hep örtüsüz olmamı tercih etmiÅŸlerdir. Ama biri dedi ki "Reyhan, kendi ruh saÄŸlığın için ÅŸapkanı al yanına. Bir geçiÅŸ dönemi olsun, orada çıkart. İçeri girerken ÅŸok etme insanları..." "Yok abi" dedim, "Yapamam. EÄŸer bir kere ÅŸapkayla gidersem, hep ÅŸapkayla gitmem ve orada çıkarmam gerekecek. Åoku bir kere yaÅŸarlar ve biter." Öyle de yaptım. Åapkayı arabaya bile almadım. Kimse bir ÅŸey söylemedi. Annem biraz mahsunlaÅŸtı o kadar. Üzüldü. Onu da ifade etti. ETİKETLENMEYİ REDDEDİYORUMİnsanların örtünüzden dolayı size önyargılı davranması içinizde stres yaratıyor, artık bu yok, çok daha hafifim. Aslında bir tarz deÄŸiÅŸikliÄŸi, o kadar. Yoksa yolum aynı. Beni eskiden bir sınıfa koyuyorlardı. Åimdi koyamayacaklar. Etiketlenmeyi içme suyu ile yıkarımBaşınızı açtıktan sonra eÅŸinizle iliÅŸkiniz deÄŸiÅŸti mi? Sizi daha güzel buluyor mu?- O beni her zaman güzel buluyor. Yani öyle söylüyor...Nasıl bu kadar genç kalabildiniz? Ne yapıyorsunuz?- Spor yapıyorum. Gün aşırı fitness, haftada bir yüzme. 15 yıldır organik besleniyorum. YediÄŸime, içtiÄŸime çok dikkat ediyorum. Evde 4 tahıllı ekmek yapılır. Dışarıda yemem, yiyeceksem yemeÄŸimi yanıma alırım, çıkınlarım vardır. Asla abur cabur yemem. 17 yıldır Cola iç sizin 47 olduÄŸunuza inanası gelmiyor! Cildiniz olaÄŸanüstü güzel...- TeÅŸekkür ederim. Ona da çok iyi bakarım. Mesela yüzümü asla musluk suyu ile yıkamam. İçme suyu kullanırım. Sürekli temiz tutarım. GüneÅŸten korurum. GenetiÄŸin de rolü var ama ben de genç ve diri kalabilmek için çok uÄŸraşıyorum.
Covid-19’u yenen Başdoğan, “Yaklaşık 6 ay sonra çok sevdiğim iş hayatına dönebildim. Yeniden hayata karışmam biraz uzun sürdü” dedi. Yeni tip koronavirüsü Covid-19 yenerek 6 ay sonra görevinin başına dönen Dr. Gizem Başdoğan, yoğun bakımdaki tedavisi sırasında yaşadıklarını anlattı. Fatsa Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Sorumlusu Başdoğan, bir hasta ve yakınlarının testinin pozitif çıkmasının ardından kendisiyle 5 sağlık çalışanının temaslı listesine alındığını söyledi. Temasın beşinci gününde öksürük, yüksek ateş ve eklem ağrısı yaşamaya başladığını belirten Başdoğan, 22 Haziran’da yapılan testinin pozitif çıktığını ve ardından hastane sürecinin başladığını dile getirdi. Başdoğan, çalıştığı serviste tedavi gördüğünü ifade ederek, “Doktorluk yaptığım serviste hasta olarak yattım. İlk etapta Bu hemen geçecek, 5-10 günde atlatırım’ düşüncesindeydim ama gitgide semptomlarım arttı. Ağırlaşınca buradaki yoğun bakıma, sonra da Samsun’daki hastanenin yoğun bakımına sevk oldum.” dedi. Ailesinin uzakta olması nedeniyle çalışma arkadaşlarının kendisi için adeta aile gibi olduğunu ifade eden Başdoğan, meslektaşlarının yemek getirdiklerini, eğlenceli video hazırlayarak kendisini hiç yalnız bırakmadıklarını söyledi. Başdoğan, Fatsa’daki hastane sürecinin son iki gününü şu sözlerle anlattı “Son gün nefes darlığım oldu, hiç açılmadı. Sürekli daha kötü oluyordu. Nefes alabilmek, yeterli oksijeni alabilmek için dünyayı içine çekmek istiyorsun. Öyle bir nefes açlığı. Bu sefer müdahalelerle de geçmedi.” “TÜM YAZI ÇOK OBSESİF BİR ŞEKİLDE GEÇİRDİM” Samsun’da yoğun bakımdaki tedavi sırasında ise farklı bir psikolojiye büründüğüne dikkati çeken Başdoğan, şöyle devam etti “Tüm yazı çok obsesif bir şekilde geçirdim. Orada müdahale eden ve hayatını kaybeden insanları kendi yatağınızdan izleyince çok farklı bir psikoloji oluyor. Hemşire arkadaşın yardımıyla aileme, sevdiklerime küçük küçük videolar çekmiştim daha sonra kötü bir süreç gelişirse verilmek üzere. Benim kafamdaki süreç, her şey daha iyi olacak, ben 5 günde eve çıkacağım, 10 gün kalacağım, sonra hemen acilde nöbetlerime devam edeceğim’ şeklindeydi ama hiçbiri benim planladığım gibi ilerlemedi.” Başdoğan, nefes almakta zorlandığı ilk sefer hafif oksijenle nefesinin açılabildiğini ancak sonrasındaki tıkanmalarda daha büyük sıkıntılar yaşadığını belirterek, şunları söyledi “O açılamama, nefes açlığı anında ciddi bir ölüm korkusu yaşıyorsunuz. Hele ki bulunduğunuz yoğun bakımda başka hastalara müdahale edildiğini falan görünce bir sıradaymışsınız da sıra size geliyormuş’ gibi hissediyorsunuz. Daha önce de hastalıklarım oldu ama hayatımda ilk defa Sanırım finale geliyoruz.’ dedim.” Gizem Başdoğan, birlikte hastalandığı arkadaşlarının sağlık durumuna ayrıca üzüldüğünü, bu süreçte özellikle, “Birine zarar verdim mi?” düşüncesinin insanı olumsuz etkilediğini dile getirdi. Hastalığının 16’ncı gününde testinin negatife döndüğünü ancak şikayetlerinin sürdüğünü anlatan Başdoğan, virüsün akciğere verdiği hasar dolayısıyla yaşadığı nefes darlığının ve kas ağrılarının geçmediğini belirtti. “YAKLAŞIK 6 AY SONRA İŞ HAYATINA DÖNEBİLDİM” Başdoğan, iyileşme sürecinin çok uzun sürdüğünün altını çizerek, şunları kaydetti “Yaklaşık 6 ay sonra çok sevdiğim iş hayatına dönebildim. Kovid-19 bağışıklığı düşüren bir şey olduğu için arkasından da çeşitli enfeksiyonlar geçirdim. O yüzden yeniden hayata karışmam biraz uzun sürdü. Şu an hala akciğerlerimdeki iyileşmeyi tam sağlayamadım. Akciğerlerim için egzersizler yapıyorum, ilaç kullanıyorum. Çeşitli diz, kas ağrılarım oldu. Onlar için de tedavilerime devam ediyorum.” Herkese maske kullanmaları, mesafe ve temizlik konularına dikkat etmeleri çağrısında bulunan Başdoğan, “Biz hastanede çalışırken bu kadar dikkat ederken onların da en başta kendileri ve daha sonra sevdikleri için bunlara dikkat etmeleri gerekiyor. Ölümler artık daha genç yaşlarda oluyor.” diye konuştu. Hastanede tedavi görenlerin ailelerinin durumuna çok üzüldüğünü ifade eden Başdoğan, “Kesinlikle o kapının önünde bekleyen ya da beklenilen olmak istemiyorlarsa ki ikisi de çok kötü, kendileri için bir şey yapmalılar, başkaları için değil, tedbirlere dikkat etmeliler.” dedi.
aileme bir şey olacak korkusu