adetliyken antibiyotik kullanılır mi uzman tv

adetlİykenfatİha okunabİlİr mİ? : Fatiha dua niyetiyle adetli regli döneminde okunabilir. ayrıca Kur'an'daki duaya benzeyen ayetler de Sülüktedavisi ile bilgi verilir ,tedaviye yardımcı olunur, sülük tedavisi iyileşmeyen hastalıkların çoğunda etkilidir, sülük tedavisine başlarken ciddi karar veriniz, 10 sülükle iyileşeceğinizi düşünmeyin,sülük tedavisinde belirli noktalar vardır,ayağınız ağrıyorsa ,ayağınıza sülük yapıştırmakla iyileşmezsiniz,sırtınızda belli noktalara da sülük Antibiyotikilaçları kesinlikle rastgele kullanmayınız çünkü her antibiyotik her enfeksiyonu ortadan kaldırmaz. Emzirme döneminde antibiyotik kullanımı doktorunuza danışarak alabileceğimiz bir karardır. Emzirme döneminde annede grip ve nezle gibi viral hastalıklar ortaya çıkarsa antibiyotik kullanmak gereksiz ve sakıncalıdır. Zamanındanönce bırakılmamalıdır. Antibiyotiklerin çoğu karaciğer ve böbrek yoluyla vücuttan atılırlar. Bu nedenle karaciğer ve böbrekte tahribat yapabilmektedir. Böbrek ve karaciğer hastalarında, antibiyotik tedavisi gerekiyorsa düşük dozlu veya böbrek-karaciğer atılımı olmayan ilaçlar tercih edilmelidir. DişBeyazlatma Ücretleri 2022 ( Tek Seans) ₺2500. Diş Beyazlatma 2 Seans Fiyat 2022 ( 2 Seans. ₺3500. Ev Tipi Diş Beyazlatma Kiti 2022 Fiyatı. €75. Diş Taşı Temizliği Fiyatları 2022. ₺1000. Diş beyazlatma , Diş Hekimlerimiz başarılı bir beyazlatma için Site De Rencontres Gratuit En France. Bu araştırmada, anasınıfına giden öğrencilerin antibiyotik kullanımı hakkında ailelerin; bilgi, tutum ve davranışları anket yolu ile incelenmiştir. Bu amaçla İstanbul- Bahçelievler ilçesinde bulunan Bülent Ecevit ilkokulu anasınıfına kayıtlı iki yüz veliye antibiyotik kullanımı hakkında on sekiz anket sorusu sorulmuş olup bu konuda bilgi düzeylerinin ve antibiyotik kullanımı ile ilgili davranış-larının incelenmesi hedef alınmıştır. Ailelerin verdikleri cevaplar olduğu gibi araştırmaya aktarılmıştır. VE AMAÇ Çağdaş sağlık anlayışında hastalıklardan korunmanın bu hastalıkların tedavisinde daha başarılı olduğu bu nedenle hastalıklardan korunma yöntemlerinin geliştirilmesi daha çok emek ve aman sarf edilmesi yaygın kabul görmektedir. Her türlü çabaya rağmen insanlar hastalanabilirler. Bu durumda tıbbi ve cerrahi müdahaleler gerekebilir. İlaç kullanımının tıbbi tedavide önemli bir eri vardır. Bu tedavinin başarılı olması için ilaçların düzenli, kontrollü, dikkatli kullanılması esastır. Günümüz dünyasında her geçen gün birçok mikroorganizmayı etkileyecek kadar güçlü çeşitli bakteri ve virüslerin yaygınlaşması insan sağlığını ve toplumu tehdit etmektedir. Antibiyotikler oldukça sık reçeteye yazılmakta ve bunların yarıya yakını çocuklarda gereksiz yere kullanılmaktadır Sonuç olarak çocuklarımızın ileriki yaşlarında direnç gelişiminde azalma meydana geldiği gözükmüştür Araz ve Aydın ,2012 . Ebeveynlerin, antibiyotik kullanımında yetersiz bilgiye sahip olmaları, çocuklarda uygunsuz ve aşırı antibiyotik kullanımın önlenmesi konusunda yetersiz kalmaları sağlık açısından felaketi beraberinde getirmektedir. Ailelerin doktor yerine eczanelere ve sağlık ehli olmayan kişilere danışması antibiyotik kullanımının artmasına ve sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Antibiyotikler ilaç reaksiyonlarına yol açarak ciddi enfeksiyon septomlarını maskeler bu da kronik hastalıklar ve süper enfeksiyon gelişimine yol açar Araz ve Aydın ,2012. Bu durumda ebeveynlerin bilgi ve tutumlarının değişmesi ve önlenmesi için tedbirlerin alınması gerekmektedir. Çağımız bir bilgi ve yenilenme çağıdır. Bilgili ve eğitimli olmak bir çok konuda bize yol gösterecektir. Türkiye İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikasının 1985 araştırma verilerine göre , ülkemizde ilaç kullanımının özellikle antibiyotik kullanımının arttığı gözükmektedir Ceyhan ,2004. Günümüz toplumunda, her hastalandığımızda antibiyotik kullanmamız tedavi edici özelliğin yanında zararlarını bilmememiz yüzünden ilerideki nesillere sağlıksız ve hasta bir toplum bırakacağımız unutulmamalıdır. Yanlış antibiyotik kullanımı şüphesiz sağlığımızı olumsuz etkileyecektir. Ülkemizin, ekonomik hem de sağlık açısından yanlış antibiyotik kullanımının önüne geçmesi ve biran önce önlem alması gerekmektedir. Ailelerin eğitilmesine önem verilmeli ve bilgilendirici yayınların artması sağlanmalıdır. LİTERATÜR İleri tıbbın nihai hedefi sağlıklı insanları korumak olmakla birlikte sağlık hizmetleri hasta insanlar için ilaç tedavisi uygulamaktadır. Uygunsuz ,yanlış, bilinçsiz ve kulaktan dolma öneriler ile kullanılan antibiyotik kullanımı çocuklarda kalıcı hasarlara sebep olmaktadır. Hekimlerde özellikle antibiyotik olmak üzere yanlış ilaçların önerilmesi ve ilaç gruplarının uygunsuz kullanımı ekolojik dengeyi bozmaktadır. Antibiyotiğin tanımı Antibiyotiklerin birçok çeşidi olup, vücuttaki bakteri enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Penisilin 1940’larda bulunduğunda mucize niteliğindeydi çünkü insanlar enfeksiyonlardan ölüyordu. Bakteri ya da mikrop, tipine göre etkin antibiyotik farklılık göstermektedir. Enfeksiyonun yerine ve şiddetine göre de farklı formları kullanılır. Örneğin, ağızdan, damardan, enjeksiyonla, göz ya da kulak damlası olarak ,cilt kremi şeklinde antibiyotikler bakterileri vücuttan temizlemek virüsleri tedavi edici bir etkisi yoktur Bulucu , 2012. Antibiyotikler nasıl ve ne zaman kullanılır Antibiyotikler doktor denetiminde yapılan incelemeler sonucu kullanılmalıdır. Tanı iyi konmalı ve açık olmalı reçetesiz antibiyotik satılmamalıdır. Yüksek ateş için antibiyotik vermek değil de bakteriye bağlı boğaz enfeksiyonunu tedavi etmek amaçlı olabilir. Eğer antibiyotik verilmesi uygun görülüyorsa uygun ve etkin dozlarda ve gereken uzunlukta kullanılmalıdır. Yarım ve yanlış antibiyotik kullanımı sakıncalı olabilmektedir. Antibiyotik direnci önemli bir konu olduğu için antibiyotik verilecekse en etkin dozajda verilmeli. Örneğin;Amerika’da az antibiyotik kullanımı savunuluyor ama bakteri direncini kırabilmek için dozlar arttırılmıştır Bulucu,2012. Bakteri direncini anlamak Penisilin bulunduktan sonra birçok antibiyotik üretildi. Tıp dünyası yeni antibiyotikler üretmek zorunda kalıyor çünkü bakteriler çok akıllı. Bakteriler antibiyotiklere karşı yeni direnç geliştiriyorlar. Toplumlarda antibiyotik kullanımı ne kadar fazla ise bakteri direnci o kadar fazla oluyor. Özellikle de yanlış ve eksik antibiyotik kullanımından kaynaklanan sebepler bu direnci arttırıyor. Bir enfeksiyonun virüse mi bakteriye mi bağlı olduğu nasıl anlaşılır? Bunu anlamak için bir sürü veri gerekir. Bazı bakteri ve virüsleri ayıracak antijen testleri vardır. Zaman zaman bunlar da yararlı olur. En önemlisi şey doktorun klinik tecrübesidir. Etrafta olan virüsler ve bakteriler konusunda bilgi sahibi olmak oldukça işe yarar. Bazı durumlarda bakteri virüs ayrımı açık olmayabilir ve doktorun klinik değerlendirmesine göre iki gün bekleme seçeneği ya da ampirik tam tanı belli olmadan antibiyotik seçeneği arasında karar vermek gerebilir. Virüslere karşı antibiyotikler etkin değildirler Bulucu , 2012. Antibiyotiklerin zararları Antibiyotikler yarar-zarar analizi yaparak verilmelidir. Her ilacın potansiyel yan etkisi olduğu gibi antibiyotiklerin de yan etkisi bulunmaktadır. Özellikle bağırsak florasının zarar görmesi, mantar enfeksiyonlarına yol açması en sık görülen yan etkileri arasındadır. Alerjik reaksiyonlar da görülmektedir. Karaciğer ya da böbrek hasarı normal kullanımlarda ve önceden bu organlarda sorunu olmayan çocuklarda görülmektedir. En önemli zararı vücuttaki doğal mekanizmayı bozarak sindirim sisteminin dengesini altüst etmesi. Hijyen hipotezine göre astım ve alerjik hastalık riskinin artmasında kullanılan fazla antibiyotiklerin de rolü var. Her kullandığımız antibiyotik kullanımı direnç gelişimi riskini arttırmaktadır Bulucu , 2012.Gereksiz ve uygun olmayan antibiyotik kullanımının önemli bir sağlık sorunu olarak ortaya çıktığı ve antibiyotiğin belli bir bakteriyi öldürme veya üremesini durdurma özelliğini kaybetmesi antibiyotik direncine sebep olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün WHO antibiyotiklerin yaklaşık yarısının gereksiz yere kullanıldığına işaret ettiğini, Baki, ”Türk halkının %50’den fazlası her yıl antibiyotik kullanıyor. Bunların %30’u yanlış kullanım, yani her 3 kişiden biri yanlış veya diğer tabirle gereksiz antibiyotik kullanıyor” WHO verilerine göre, Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’nin antibiyotik kullanımında birinci sırada olduğu bu nedenle antibiyotiklere karşı direnç ülkemizde ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerine göre 4 kat fazla. Dolayısıyla artık birçok mikroorganizma antibiyotiklerden etkilenmemektedir. Bu şekilde giderse gelecekte zatürre, menenjit ve bunun gibi bir çok hastalığın tedavisi zorlaşacaktır Baki ,2012. Baki, dünyada yılda 25 bin kişinin yanlış antibiyotik kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğini ” Türkiye’de antibiyotikler eczaneden kolaylıkla alınabiliyor. Avrupa Birliği ülkelerinde böyle bir şey imkânsız. Hekimlerimiz, çocuklarımızda sık görülen viral üst solunum yolu enfeksiyonları, yani halk arasında soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, farenjit olarak da tabir edilen hastalıkların birçoğuna antibiyotik veriyorlar.” Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanıldığı takdirde zararlı olduğunu ”Antibiyotikler bağırsaklara, karaciğere, böbreğe, kalbe, beyine zarar verdiği gibi yararlı mikropları öldürüp, vücudun direncini azaltabiliyor, alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor” Baki ,2012. Farenjit nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri Gebelerde ve emziren annelerde bebeğe zarar vermeyecek antibiyotiklerin seçimine dikkat edilmesi, bu tür hastaların, doktorlarını durumları hakkında uyarmaları gerekmektedir. Kronik hastalıkları olan kişilerde uygun antibiyotik seçimine dikkat edilmesi gerekmektedir. Her ateşli durumda antibiyotik alınmaması, doktora başvurulması Türksoy ,2012. Gereksiz antibiyotik kullanımı. Virüs ve Bakteriler Günümüzde antibiyotiklerin gereksiz kullanımı sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gereksiz ve uygunsuz antibiyotik kullanımı toplumda ve hastanelerde büyük bir problem haline gelen antibiyotik direncine sebep olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü antibiyotiklerin yarısının gereksiz yere kullanıldığını işaret etmektedir. Antibiyotik direnci demek, antibiyotiğin belli bir bakteriyi öldürme veya üremesini durdurma özelliğini kaybetmesidir. Bu hem toplum kaynaklı hem de hastane enfeksiyonlarında ciddi seyirli hasta oranlarının artmasına, tedavinin başarısızlığına hatta ölümle sonuçlanan vakalara yol açmaktadır. Dirençli bakteri, antibiyotik karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam ederken, hastalığın daha uzun sürmesine yol açmaktadır. Bu tedavinin uzamasına ve maliyetinin artmasına sebep olmaktadır. Ayrıca dirençli bakteriler hastanın durumuna bağlı olarak idrar yolu, akciğer, cilt ve kan dolaşımı enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir. Toplumdaki bazı yanlış kanılar antibiyotiklerin gereksiz kullanımını tetiklemektedir. Nezle, grip gibi ateşli hastalıklarda hemen antibiyotik alınması yaygın olarak gözlenmektedir. Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidirler, virüslere etki etmezler. Üst solunum yolu enfeksiyonların çoğunu soğuk algınlığı, nezle, grip gibi hastalıklar oluşturur. Tüm bu hastalıklarda etkenler virüsler olduğu için antibiyotik tedavisi gereksizdir. Bu hastalıklarda antibiyotikler iyileşme sürecini kısaltmaz, virüslerin diğer insanlara yayılmasını engellemez aksine antibiyotik direncine, vücut hücrelerinin ölmesine,direncin azalmasına ve antibiyotiğin yan etkilerine maruz kalarak iyileşme sürecinin uzamasına neden olur. Antibiyotik gerçekten gerekli olduğunda artık işe yaramaz. En sık hatalı antibiyotik kullanımının bu üst solunum yolu enfeksiyonlarında gerçekleştiği bilinmektedir. Ateşi düşürmek amacıyla antibiyotik kullanımı toplumuzda yanlış oturmuş bir uygun antibiyotikle tedavi edildiği zaman, diğer belirtilerle birlikte ateş de tedavisine karar verecek olan doktordur. Gereksiz antibiyotik kullanılmasında bir etken de doktorlara, hasta ve yakınlarının antibiyotik verilmesinde ısrar etmeleridir. Her ateşli durumda antibiyotiğin gerekmediğinin bilinmesi ve doktorları, antibiyotik vermesi için zorlamamalıdır. Doktorlar da bilgilerini tazeleyerek, farkındalıklarını artırarak antibiyotiği nerede kullanacaklarına doğru kararı vermelidirler. Hastanın doktora gitmeden eczaneden antibiyotiği temin etmesi gereksiz antibiyotik kullanımında diğer bir etkendir. Avrupa’da reçetesiz antibiyotik satılmamaktadır. Bununla ilgili gerekli önlemlerin ülkemizde de alınması gerekmektedir Türksoy ,2012. Antibiyotik kullanımında en çok yapılan yanlışlıklar Tosun, Antibiyotiklere dirençli bakterilerin dünyada ve Türkiye’de çok önemli bir sorun haline gelen ve bu bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların uygun antibiyotik tedavisini zorlaştırdığını, hastaların hastanede kalma süresini uzattığını, hastalığın ağırlaşmasına ve bazen ölümle sonuçlanan komplikasyonlara yol açmaktadır. ”Eğer bu sorun ciddiye alınmaz ve antibiyotik kullanım hızı aynı şekilde devam ederse, direnç nedeniyle antibiyotik öncesi çağa dönülecek ve basit enfeksiyonlar dahi tedavi açısından sorun olabilecektir” Tosun , 2010. Akılcı antibiyotik kullanımının direnç gelişmesini önleyebileceğini ve direnç gelişimine karşı tavır alabilmek için halkın ve sağlık personelinin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Antibiyotiklerin akılcı bir şekilde kullanımını sağlamak için ne zaman ve nasıl kullanılacağını iyi bilmek gerekmektedir. Tosun, antibiyotiklerin bakteriyel hastalıklarda işe yaradığına, hastalığın bakteriyel olup olmadığına ise doktorun karar vereceğine işaret etti. Antibiyotiklerin sadece doktor tavsiyesi ile kullanılması gerektiğini anlatan Tosun, antibiyotiklerin doktorun verdiği saatlerde, verdiği miktarda, verdiği süreyle kullanılması gerekmektedir. Antibiyotik kullanımının erken kesilmesinin çok zararlı olduğunu ve bunun az sayıda kalan bakterinin direnç geliştirmesine neden olabileceğini ve antibiyotik kullanımında en çok yapılan yanlışlardan biri de grip ya da nezle iken antibiyotik kullanmaktır. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlarda işe yarar, virüslerin diğer insanlara yayılmasını da engellemez, iyileşme sürecini kısaltmaz. Antibiyotiklerin yanlış kullanımı bakterilerin antibiyotik tedavisine direnç geliştirmelerine yol açar, bu durumda antibiyotik artık lazım olduğunda da işe yaramaz, bizi tedavi etmez. Yine direnç gelişimi, grip sonrası zayıflayan bünyede olabilecek bakteriyel enfeksiyonların tedavisini güçleştirebilir. Ayrıca ishal gibi birçok yan etkiye de yol açar. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Ertek, antibiyotiklerin yanlış kullanımınedeniyle dirençli hale gelen mikroorganizmaların sadece hastaneden hastaneye değil, ülkeden ülkeye de yayılabildiğini kullanım açısından, antibiyotiklerin Avrupa ülkelerinde tüm ilaçlar arasında 4. ya da 5. sırada olduğunu, ancak Türkiye’de yer aldığını anlattı. Antibiyotik kullanımının % 40-50′sinin gereksiz veya hatalı olduğunun tahmin edildiğine işaret eden Ertek, Kuzey Avrupa ülkelerinin antibiyotik kullanımı konusunda program yürüterek bazı mikroorganizmaların geliştirdikleri direnci zaman içinde düşürdükleri gözlemlenmiştir. Türkiye’de de antibiyotik kullanımı konusunda birtakım önlemler alınması gerekmektedir. aylarında enfeksiyon tehlikesinden korunmak için yapılması gerekenler Havaların soğumasıyla pek çok yetişkini etkilediği gibi çocuklarda da ani ısı değişimlerinden çok çabuk etkilenebilmekte ve hasta olabilmektedir. Kapalı mekanlar da çocukların sağlığını olumsuz etkileyen bir diğer etkendir. Bu dönemde çocukları bekleyen hastalıkların başında grip ve nezle geliyor. Ani hava değişiklikleri, çocukların gerek okul servis araçlarında, gerekse okulda kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunması onların sağlığını olumsuz etkileyerek, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasını ve yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuklarımızı izole bir ortamda yetiştiremeyeceğimize göre sık görülen hastalıkları bilmek ve basit önlemleri almak faydalı olacaktır. Kışın bolca meyve tüketmek vücudumuzun direncini arttıracağından hastalıkları da kolay atlatmamızı sağlayacaktır. Grip; Ani başlayan ve çoğunlukla üşüme hissi, titreme ile birlikte ateş, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrısı ve balgamsız öksürük gibi belirtilerle kendini sonra boğaz ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı ve öksürükle birlikte solunum sistemi bulguları ortaya çıkar. Grip salgını, en çok okul çağında görüldüğü için grip aşısı özellikle önerilmektedir. Tedavide kesinlikle antibiyotikler kullanılmaz. Bol sıvı alınması istirahat burun tıkanıklığını azaltacak serum fizyolojik kullanılması önerilir. Nezle, gripten daha hafif seyirlidir. Çoğu zaman koyu kıvamlı burun akıntısı vardır. Tedavi gripteki gibidir. Okul çağındaki çocuklarda boğaz enfeksiyonu ve bademcik iltihabı en çok görülen vakalardandır. Bazı hastalarda özellikle de tedavi edilmeyenlerde kulak iltihabı, sinüzit, bademciklerde apse oluşumu, boyun ve lenf bezlerinde iltihap gibi komplikasyonlara yol açabiliyor. En önemli tehlike de tedavi edilmediği zaman akut eklem, kalp romatizması ve böbrek hastalığının daha sonra ortaya çıkma olasılığıdır. Tanıda klinik bulgular yanında mutlaka boğaz kültürü yapılması gerekir. Boğaz kültüründe A grubu streptokok veya farenjide neden olan diğer bakteriler saptanmazsa antibiyotik tedavisi gereksizdir. Hastalık saptanan saat sonrasına kadar okula gönderilmemelidir. Kulak iltihabı; soğuk algınlığı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulgularla ortaya çıkmaktadır. Kesin tanı için doktor kontrolü gereklidir. Sinüzit; ateş,öksürük, baş ağrısı 10-14 gün süre ile düzelme göstermeyen burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tedavide uzun süreli antibiyotik gereklidir. İshalde; ateş,halsizlik günde üç defadan fazla sulu dışkılama, karın ağrısı, kusma gibi bulgular görülmektedir. Dışkı analizine göre antibiyotik tedavisi gerekebilir Caner ,2010. Kullanımında Doz ve Sürenin önemi Çocuklarda görülen enfeksiyonların büyük çoğunluğu viral enfeksiyondur ve bu enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı gereksizdir. Aileler çocuklarının her hastalığında antibiyotik kullanmak istemektedirler. Unutulmamalıdır ki; doğru endikasyonla yeterli doz ve sürede kullanılmayan antibiyotikler faydadan çok zarar vermektedir. Yine çocukların aşı ile birçok enfeksiyon hastalığından korunabilmesi için her anne ve babanın çocuklarının hangi hastalıklara karşı nerede ne zaman ve kaç kez aşılandığını bilmesi, varsa eksik aşıların tamamlanması gerekir Caner ,2010. Hastalıklara Karşı Kişisel Temizlik Bireysel temizlik önlemleri, bulaşıcı hastalıklar gibi birçok hastalığı engellemektedir. El temizliği, mikro organizmaların yol açtığı enfeksiyonları önlemede en etkin yoldur. Araştırmalar sadece el yıkamanın doğru uygulanması ile çocukların pek çok bulaşıcı hastalıktan korunduğunu ortaya çıkarmaktadır. Sadece sabun kullanılması ve el hijyeni ile ilgili eğitimlerin cilt enfeksiyonlarını %34ishalle giden hastalıkları % 55; oranında azaltmakta ve hastalık süresini kısaltmaktadır Caner ,2010. Antibiyotik kullanımı konusunda yapılan bazı araştırma ve sonuçlar Antibiyotiklerde, en fazla yanlış yazılan hastalık üst solunum yolu enfeksiyonudur. Bu durum özellikle antibiyotiklerin yarısının çocuklara yazılması ve yanlış kullanımı sonucu kötü vakalara sebebiyet vermesi ebeveynlerin hataları ve doz aşımının yaşanması sonucu oluştuğu en çok tüketilen ilaç grubundadırlar. Türkiye İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası 1985 yılı verilerine göre antibiyotik reçeteleşme oranı % çok kullanılan dönem çocukluk dönemidir. Aile baskısı sonucu doktorların ailenin isteği üzerine antibiyotik reçeteleşmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ailenin doktora olmayan şikayetleri söyleyerek doktoru yanılttığı bu yüzden doktorunda üzerindeki baskı sonucu antibiyotiği reçete yazıldığı gözükmektedir Mehmet , 2004. Anne ve baba evde bulundurduğu antibiyotiğin süresinin geçtiğine bakmaksızın verebilir. Evde bulunan kullanılmayan antibiyotiğin doktora danışılmadan kullanılması ölüm vakalarına bile sebep verebilmektedir. Eczacının önerisi ile alınan ilaçlar veya başkalarının önerdikleri ilaçların kullanımı çocukların ilaç kullanımında doz aşımının olması ebeveynlerden kaynaklı inanışlar. Ekonomik kaygılar yanlış ilaç kullanımını ve çocuklarda özellikle hatalı antibiyotik kullanımına yol açmaktadır. Uygunsuz ve aşırı antibiyotik kullanımının önlenmesi sağlık kurumlarında konu ile ilgili eğitimlerin önemi vurgulanmaktadır. Yeni doğan çocuk her ateşlendiğinde, her hapşırmasında antibiyotiğe sarılan ebeveynler sonuçlarını bilmeden hareket ettikleri için çocuklarının antibiyotiğe karşı dirençleri azalmakta sık kullanılan antibiyotiğin ilerleyen yaşlarda etkisinin olmaması nedeniyle kronikleşmesi ciddi sağlık sorunlarını Üniversitesi Sağlık Bilimleri Çocuk sağlığı izlenim polikliniğinde 148 hasta üzerinde yapılan araştırmada çocukların % yaşamın ilk 1 yılında en az 1 antibiyotik kullanmış. Antibiyotik kullanım şikayeti üst solunum yolu enfeksiyonu %61,19 olarak görülmüş. Ebeveynlerin %71 nin pediatrislerden boğaz ağrısı gibi şikayetler için antibiyotik yazılması istediği saptanmış. Eğitim düzeyi düşük annelerde yapılan araştırmalar çocuklarının en ufak bir rahatsızlıklarında antibiyotik kullanmak istedikleri gözükmüştür. Ebeveynlerin hekim tavsiyesi olmadan çocuklarını ilaçla tedavi etmesi bir çok ülkede tıbbi gözetim ve reçete olmaksızın eczaneden kendi kafalarına göre antibiyotik temin etmesi uygun olmayan kullanımın çocuklarda doğru tanı ve tedavilerinin gecikmelerine ,sakatlanmalarına,yan etkilerine maruz yanlış kullanımın sınırlı gelirleri olan ebeveynlerde daha fazla gözükmesi onların sağlık harcaması yapmasını kısıtlamaktadır. Antibiyotik bulundurma ve kullanım konusunda önemli sorunlardan birkaçı şöyledir; Aile antibiyotiği evde nerede bulundurmaktadır? Uygun koşullar nedir? Son kullanma tarihi nedir? gibi bilgiler mutlaka ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli hususlardır. İlaç tarihi 1 ay geçmiş bozulmaz ne olacak gibi umursamaz tutumlar çocukların canını yaktığı kadar ülkemizde bilginin nedenli yanlış kavrandığını gözler önüne sermektedir. 26-30 Temmuz 2010 Mersin sağlığı merkezinde 300 hastanın katılımı ile yapılan anket çalışmasında katılımcıların antibiyotik kullanımının %17 çevre tavsiyesi ile % kendilerine iyi gelen ilacı çevrelerine tavsiye ettiği en çok tavsiye edilenler ise 19 yaşın altında öğrenci ve çocuklardır. Gülçin , Sezen ve Özge , 2011 Ailelerin antibiyotik yerine alternatif tedavi yolları arayışı Anne ve babaların çocuklar için tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerini pozitif ve negatif etmen olarak belirlemiştir. Buna göre alternatif tedavi yollarını kullanmaya yönelten pozitif etmenler şunlardır -Anne ve babaların alternatif tedavi yollarının güvenilir ve etkin olduğunu düşünmesi. -Anne ve babanın tedavi üstünde kontrol kurma hissinin oluşturması. -Ailelerin alternatif tedavi yollarının manevi boyutu olduğuna inanmaları. -Yeterli hasta -terapist ilişkisi sağlanması. -Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kolay kabul görmesi. Alternatif ve tamamlayıcı tedavi yollarını kullanmaya yönelten negatif etmenler -Tıbbi sağlık hizmetlerinden memnuniyetsizlik. -Tıbbi tedavilerin ilaçların özellikle küçük çocuklarda antibiyotiklerin yan etkilerinden korkma. -Tıp ve teknolojiyi reddetme -Kuruluşa güvensizlik -Ümitsizlik ilaçların etkisine güvenmeme Çalışma sonuçları bu bilgileri destekleyici niteliktedir. Spigelbatt ve arkadaşlarının çalışmasına göre; Anne ve babaların %32 bu tür tedavilerin yaygınlığı ve kabul gömesi %21 ise ilaçların yan etkilerinden korktuğu için alternatif tedaviye yönelmişlerdir. Çocukların hastalıklarında ebeveynler alternatif tedavi yollarına gidebilmektedirler. Bitkisel ürünler kullanılmakla birlikte kimyasal maddelerin karışımı bu tedaviye bağlı yan etkilerin fazlalığı gözükmüştür. Örneğin;bitkisel terapilerde alerjik yan etkiler,bitkisel çayların yan etkileri halk arasında koca karı bitkisel yapma ilaçlarla çözüm aranmaktadır Ernest 2000. Çocuklarda Antibiyotik kullanımı konusunda annenin tutumu Annelerin en değerli varlıkları çocuklarıdır. Bazı anneler çocuklarının hasta olmasını kabullenemezler bunun geçici bir durum olduğunu düşünebilirler. Bazı anneler ise en ufak bir ateşte telaşlanırlar ve gerektiğinden çok fazla tedbir alırlar. Çocuklarda görülen hastalıklardan en fazlası üst solunun yolu enfeksiyonudur. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan bir araştırmada hastanelerde kullanılan ilaçların %25-40 antibiyotik olduğu bu antibiyotiklerin ullanımının %50 isabetsizdir. Bu durumun doktor hatalarından kaynaklandığı düşünülmektedir Gökalp , 2003. Annelerin,çocuklarının hasta olmasına telaşlanmaları bazı hataları beraberinde getirebilir. Evde bulunan yarım kalmış antibiyotiği tekrar çocuğa vermek gibi ciddi hatalar ve eğitimsizlik çocuklarda antibiyotik zehirlenmelerine neden olabilmektedir. Bununla beraber ailenin ekonomik yetersizliği ve sosyal durumu çocuğu doktor yerine eczacıya götürüp eczacıdan reçetesiz antibiyotik almalarına neden olmaktadır. Eğitimli ve bilinçli annelerde çocuklarının hastalanması halinde hemen doktora gitmekte. Doktorun uyguladığı tedavi yöntemini takip etmekte ve gerekli tedbirleri yerine getirmektedirler. Çocuklarda antibiyotik kullanırken yapılan hatalar Ailelerin eğitimsizliği, düşünce ve tutumları, başka bireyleri yanlış yönlendirmeleri. Mollaoğlu , 2003 .Enfeksiyon yok iken antibiyotik kullanma .Yanlış antibiyotik kullanımı .Dozun eksik yada fazla kullanımı .Yetersiz ve uzun süreli kullanım .Daha pahalı olanın secimi .Geniş etkili antibiyotik seçimi antibiyotik kullanımının nedenleri Uygunsuz antibiyotik kullanımı hasta ve uzman hatalarından doktor, eczacı, tıbbi çalışanlar kaynaklandığı düşünülmektedir. Bunun sebepleri çok çeşitli olabilmektedir. Mollaoğlu, 2003 -Yalancı güven hissi -Laboratuar problem -Takip problemi -Hasta ve yakınlarını tatmin etmek -Reçetesiz ilaç satılması -İlaç sanayinin eksiklikleri -Hastanın kendisinin antibiyotik temin edebilmesi hataları Yeterli bilgiye sahip olmadan veya yeterli özen gösterilmeden yazılan reçetelerin sonucun tanı ,tedavi, sağlığı koruma aracı olarak üretilen ilaçlar; fizyolojik,biyolojik,psikolojik zararlar verebileceği gibi sosyal ve ekonomik yönden de önemli kayıplara yol açabilmektedir. Ülkemizde doğru biçimde kullanılmayan ilaçlardan kaynaklanan sağlık sorunları ve ülkemizde ciddi boyuta ulaşan bir tüketim maddesi olmuştur. Ülkemizde 1998 yılında üretilen 920 milyon kutu ilaç üretilmiş olup tüketilen ilaçların %19,5 antibiyotikler oluşturmuştur. Hekimler reçete yazarken sağlık hizmeti almak için kendisine başvuran kişilerin sağlığını korumak yeniden kazandırmak amacındadır. Hekimlerin, gerekli kimi bilgileri reçeteye yazmamış olmaları , ilacın doğru kullanımına engel olmakta ve bazen ciddi olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Böylece hekimler asıl amaçlarını gerçekleştiremedikleri gibi hatanın zarar görmesine neden olabilmektedir. Reçete sadece ilaca yazılan kağıdın adı değil hekimin reçete yazdığında belli koşulların oluştuğunu beyan etmesidir. Bu sayılan gerekçelerle, reçete yazımı uygun olmadığında ciddi ekonomik kayıpların yanında ciddi sağlık sorunlarına da neden olabilmektedir. Bu kayıpların ve zararların önüne geçebilmek için birçok ülkede akılcı ilaç kullanımı programı uygulanmaya koyulmuştur. Hekim hataları, kötü reçete yazma alışkanlığı, etkin ve güvenilir olmayan tedaviler,ağır ilaçlar, hastalıkların yenilenmesi, sürenin uzamasına komplikasyonlara hastaların zarar görmesine yol açmaktadır. Kötü örnek olan hekimler ve geniş fırsatlar sağlamayı göze alan ilaç tanıtım elemanları,hekimlere rasyonel olmayan reçete yazmaya neden olacak etkilere açık hale mezun olmuş deneyimsiz hekimlerde kendinden deneyimli meslektaşlarını örnek alabildiğinden bu sorun bir kısırdöngü olarak yerleşmiş bir alışkanlık haline gelmiştir. Doktorların reçete yazma sürecinin temelinde ilaç firmalarının yönlendirme çabaları ve hastaların baskıya dönüşen beklentileri değil, hekimin kendi bilgi birikimi ve deneyimini akılcılıkla kullanması gerekmektedir Yorulmaz , 2003. Sağlık Örgütüne göre reçete .Reçeteyi yazan kişinin adı soyadı,adresi,yaşı ve telefon numarası. .Tarih. .İlacın jenerik ticari adı birim , dozaj şeklinde bulunan ilaç miktarı. .Dozaj şekli,toplam miktar. .Etiket,talimatlar,uyarılar. .Hekimin parafı yada imzası. Reçetede , tarifen ibaresi çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Özellikle eğitim düzeyi düşük kişiler ve yaşlılar tarafından kendilerine ilacın kullanımı ile ilgili yapılan tarifler sıklıkla istendiği gibi anlaşılamamakta yada bir süre sonra unutulabilmektedir. Böylece ilacın doktorun istediği gibi kullanımı güçleşmekte , bazen olanaksız olabilmektedir. Bu nedenle tarifen yerine kullanım biçimi reçetede yrıntılı biçimde açıklanmalıdır. Reçeteleşmede gözlenen bir başka sorun da istenen ilgilerin zaman reçetede hasta adının, ilacın, dozun, hekimin imzasının, hekimin kurumunun ve benzeri bilgilerin eksikliğine rastlanmaktadır. Tüm bu eksiklikler reçete ile soruna rastlandığında hekimle iletişim şansını ortadankaldırabilmektedir. Bazı hekimler , ilacı farmasötik biçimini iyi bilmeden nasılsa eczacı anlar mantığı ile reçete durumda hekimin tasarladığı ilacı alması riske girmektedir. Hekimler, hastanın yararını gözeterek hiç çekinmeden İlaçla ilgili doğru tanımlama yapabilmek için bu amaçla hazırlanmış kitaplardan yaralanabilirler. Böylece ilaçtan istediği gibi gerçekten tedavi edici veya koruyucu etki elde edebilirler. Aksi durumda ilacın kendisi sorun çözmek değil sorun nedeni olacaktır. Kimi zaman geri dönüşü olmayan ciddi sonuçlar doğurabilecektir Yorulmaz , 2003. hataları Eczacının toplumun sağlık alt yapısı içersinde, hem medikal hem de sosyal görevleri ile eğitici ve yönlendirici bir rol oynadığı bilinmektedir. Günümüz toplumunda bireyler sağlık uygulamasında nihai kullanıcı olmayıp tedaviye katılımda göstermektedir. Dolayısı ile bireyler ilaçların etki, yan etki gibi konularla da İlgilidir. Eczacılar toplumda bilinçlenme isteğinde, ilaç tedavisinin yönlendirilmesinde ve detaylandırılmasında yoğun rol almaktadırlar. Eczacının görevi hekimin yazdığı reçeteyi ilacı hastaya vermektir. Hem reçeteli hem de reçetesiz ilaçlar söz konusu olduğunda çocuklar, ilaç hataları, bağımlılık,ilaçların istenmeyen etkileri gibi kazalar açısından yüksek risk altındadır. Okul öncesi çocuklarda ebeveynler eczacılara baskı yaparak kendi kafalarına göre ilaç vermesi konusunda yardımcı olmalarını isteyebilirler. Çocuk ilaçların kullanımında ve ebeveynlerin doğru bilgilendirme ve yönlendirilmelerde eczacının rolü büyüktür. Bir araştırmada Ankara da serbest eczacılık yapan 248 eczane czacısına uygulanmış ve anket formları doldurulmuş. Bu çalışmanın sonucunda Eczacıların %43,6 çocuk reçetelerinde yazılan ilacın eşdeğerini vermekte. czacıların hemen hemen hepsi reçetesiz olarak çocuk ilaçlarından antibiyotik vermektedir. Yapılan bu araştırmada antibiyotik ve vitamin grubu ilaçların kullanımı konusunda hastayı yönlendirme ve bilgilendirmeleri yeterli bulunmamaktadır. İlaçların saklanması,kullanımının ölçek veya sprey şeklinde bilgilendirmenin eczacının üzerine düşen görevi yeteri kadar yerine getirmediği görülmektedir Pirman ve Özçelikkaya , 2005. Akılcı ilaç kullanımında hata kaynağı olarak görülebilecek kişiler dikkate alındığında ilaç uygulamaları, hekim,eczacı,birey,hemşire,üretici firma olarak sınıflandırabiliriz. Kişilerin hasta olduklarında bu hastalıkların tedavisi için hekimlere başvurmaları beklenir. Ancak bireylerin her zaman bu doğru davranışı sergilemediği görülmektedir. Doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullananların yarısı kendi bilgileri doğrultusunda diğer yarısı da aile ve çevrenin bilgisi,eczacının önerisi İle ilaç kullanmaktadır Uğur ,Balıkçı, Yapıcı , 2011 . antibiyotik kullanımı Gebede normal bir bebeğin doğuşu ailenin beklentisidir. Normallik sadece doğumla sınırlı kalmayıp aynı zamanda yetişkin dönemdeki başarıyı da içerir. evrede bulunan kimyasal maddeler, doğum öncesi ve doğumda kullanılan ilaçlar, antibiyotik, vitamin, mineraller fetusa ve emzirilen bebeğe çeşitli riskler getirmektedir. Doktor gerekli olan bilgileri sağlamak , gebe ve emziren kadınlara öneri ve tedavilerine uymak zorundadır. Gebeyken ve hekime sormadan alınan Antibiyotik ve benzeri ilaçlar çocuğun ve annenin sağlığını ciddi anlamda tehlikeye tmaktadır Bulut , 1990 . Gebelikte enfeksiyon sıklıkla çok gebe antibiyotiğe maruz kalmaktadır. Üriner enfeksiyon yollarında sık sık iltihap için uzman hekimce önerilen antibiyotiklerin haricinde ilaç kullanılmamalıdır Mungan , 2001 . Evde bulundurulan antibiyotikler Toplumda bulunan bireyler zamanla hasta olur ve neticesinde iyileşmek için ilaç kullanırlar. Grip, soğuk algınlığı, bronşit, nezle, diş iltihaplanmaları vb semptomları olan hastalar hekimlerce muayene edildikten sonra antibiyotik veya grip tarzı ilaçlar verilmektedir. Çocuklara verilen ilaçların çoğunluğu antibiyotik ve ateş düşürücü ilaçlar ve muadilleri olmaktadır. Yanlış dozda kullanılan hap şeklindeki antibiyotik ve eksik dozda kullanılan şuruplar bazen evde artmakta ve evin bir köşesinde durmakta işte bu tehlikeli artık ilaçların özenle toplatılıp en yakın eczaneye veya sağlık kuruluşuna teslim edilmesi ile bu artık antibiyotikler özellikle küçük çocuklara verildiğinde istenmeyen kötü sonuçlar doğurabilir. Kişi sayısı 2-4 olan evlerde artık ilaç bulundurma sıklıklarına bakıldığında reçetenin yeterince tarif edilmediği,ilaçların son kullanma tarihi doluncaya kadar saklandığı, İlaçların tarife göre kullanılmadığı, İlaçların bir kutu veya poşette saklandığı belirlenmiştir. Bu araştırma 2006 yılında 692 kişi üzerinde anket çalışması ile saptanmıştır. Katılımcıların yaklaşık 3/2’si evlerinde artık ilaç bulundurduğu saptanmıştır. Tedavinin yarım kalması, çocukların ilaç zehirlenmeleri riski , ilaç israfı açısından bakıldığında evlerde artık ilaç bulundurma sıklığı oldukça yüksek olduğu ,hekimler başta olmak üzere akılcı ilaç kullanımı zincirinde sorumluluğu olan tüm aktörlerin bu konuda bilinçlendirilmesi,reçetelerin yazıldıktan sonra hastaya iyi bir şekilde tarif edilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. 4. BULGULAR VE YORUM yöntemi ile elde edilen bulgu ve yorumlar İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan Bülent Ecevit ilkokulu Anasınıfına giden 200 öğrencinin velisine, çocuklarının antibiyotik kullanımı konusunda ailenin bilgi ve tutumunu ölçen 18 anket sorusu yöneltilmiş ve sonuçlar olduğu gibi bulgular kısmına aktarılmıştır. her hastalandığında evde bulunan antibiyotiği kullandırır mısınız? Veliler bu soruyu 10 evet %5 150 hayır %75 40 ise bazen %20 diye cevaplamıştır. Buna göre; Ankete katılan velilerin %75 evde bulunan atıl durumdaki Antibiyotiği kullanmamaktadır. Diğer yandan velilerin %20 kısmı bazen evdeki antibiyotiği kullanmakta, %5 kısmı ise çocukları hastalandığında evde bulunan antibiyotiği kullanmaktadırlar. Öyle gözüküyor ki evde bulunan ve içeriğini bilmediğimiz antibiyotiği kullanmayan bilinçli ailelerin oranının yüksek olması hastalık ve tedavi konusunda hassas, temkinli ve dikkatli yaklaşmakta olduklarını göstermektedir. tarafından reçete edilen antibiyotik genel olarak hangi astalıktan kaynaklanmaktadır? Velilerden 18 kişi soğuk algınlığı %9. 125 kişi çocuklarının üst solunum yolları enfeksiyonu olduğunu %62,5. 21 veli çocuklarının grip olduğunu %10,5. 26 kişi çocuklarında ateş olduğunu %13. 10 veli ise boğaz ağrısı nedeniyle çocuklarının atibiyotik kullandığını belirtmişlerdir %5.Sonuç olarak; En fazla antibiyotik reçete edilen hastalık üst solunum yolları enfeksiyonu olarak gözükmektedir. Beni asıl düşündüren konu şudur ki; uzman hekimler iltihabi yada bakterisel bir enfeksiyon olmayan durumlarda antibiyotiğin reçete edilmemesi gerekmektedir diyorlar. Burada ise bu durumun aksine araştırmaya katılan velilerin % çocuklarına bakterisel ve iltihabi bir durum olmadığı halde antibiyotik kullandırmıştır. Ateş,grip boğaz ağrısı,soğuk algınlığı gibi hastalıklarda antibiyotiğin kullanılması gereksizdir. aldığınızve evde bulunan antibiyotiğin kullanma süresine dikkat eder misiniz? 141 veli evet demiş %70,5. 26 veli bazen %13 ve 33 veli ise hayır cevabını vermiştir %16,5.Verilere göre 141 veli yani %70,5 antibiyotiğin kullanma süresine üzüntü verici olan ise 33 velinin antibiyotik kullanma süresine uymadığı gözlemlenmiştir. Böylesine hassas ve ciddi bir konuda ailelerin ilaçları önemsemeyişi düşündürücü olduğu kadar eğitimsizliğin bir göstergesi kanaatini veli antibiyotik kullanma süresine bazen dikkat durum gösteriyor ki çocuklarımız büyük tehlike altındadır. Unutmayalım ki; süresi geçmiş antibiyotik kullanımı çocuklarımızın sağlığını ciddi anlamda tehlikeye sokmaktadır. 4. Evinizde, ilerde gerekli olur diye antibiyotik bulundurur musunuz? 20 veli hayır demiştir %10. 162 veli evet cevabı vermiştir %81. 18 veli ise bazen cevabı vermiştir %9.Ailelerin, ileride kullanırım düşüncesiyle evde gereksiz antibiyotik bulundurması,hastalığın tanısının ne olduğunu bilmeden ellerinin altında antibiyotiğin olması ebeveynlerin çocuklarını korumak için her türlü önlemi alma düşüncesi böylesine iddi bir konuda aslında çocuklarını tehlikeye gerekli olur diye antibiyotik bulundurmak bana göre teşhisi koyulmamış hastalığa her an verilecek bir ilaç gibi gelmektedir. 162 kişinin evde antibiyotik bulundurması durumun ne kadar vahim olduğunun bir göstergesidir. hastalandığında doktorunuzdan antibiyotik yazmasını ister misiniz? 118 veli evet %59. 40 veli hayır cevabı vermiştir %20. 42 veli ise bazen demiştir %21. Öyle görülüyor ki ebeveynlerin doktorlardan çeşitli istekleri olmaktadır. Antibiyotik yazılmasını talep edenlerin sayısının bu denli çok olması hasta yakınlarının beklenti içinde olduğunu ve antibiyotiğin kurtarıcı bir ilaç olarak görüldüğünü düşünmekteyim. Bu durumda uzmanlarımızın daha dikkatli olması gerekmektedir. Doktorlarımıza güvenin tam olması antibiyotik yazılması için baskı ve istekte bulunan hasta yakınlarının güvenini kazanmak doktorların alacakları karar ve tedavi yollarında isabetli olması sorunu bir nebze çözeceğini düşünmekteyim. Bilinçlenmek bilimsel verilerin ışığında eğitimle olmalıdır. Bu eğitimin uzman kişilerce yapılması bu durumu kökten çözecektir. tavsiyesi olmadan çocuğunuza antibiyotik kullandırır mısınız? 24 veli evet cevabı vermiştir %12. 154 veli hayır %77. 22 veli ise bazen cevabı vermiştir %11. Doktor tarafından muayene edilmeden kullanılan antibiyotiklerin vücudumuza zarar vereceğini düşünmekteyim. Araştırmada bilinçli ailelerin oranının yüksek olması beni sevindiriyor. Rastgele onun bunun tavsiyesi ile kullanılan antibiyotiklerin bize zarar vereceğini hatta ölüme bile neden olacağını sanmaktayım. kullandığınız antibiyotiğin adını hatırlar mısınız? 164 veli evet cevabı vermiştir % 82. 30 veli hayır cevabı vermiş %15. 6 veli ise bazen cevabı vermiştir %3. Ebeveynlerin antibiyotik konusunda bilinçli ve bilgili olmaları araştırma sonuçlarına yansımış buna göre çocuklarında kullandıkları antibiyotiğin adını 164 veli hatırlamakta buda %82 oranına tekabül ilgisiz olanların oranı hiçte azımsanamayacak kadar fazladır. antibiyotiğin içeriğini okur musunuz? 106 veli evet cevabı vermiş %53. 34 veli hayır cevabını vermiş %17. 60 veli ise bazen cevabını vermiş % 30. Çocuklarda antibiyotik kullanımı çok ciddiye alınması gerekli bir durumdur. Eczaneden aldığımız antibiyotiğin içeriğini okumak ilacın yan etkilerini kullanım dozuna kadar bize birçok bilgi verir. Üzülerek söylüyorum ki yapılan veri analizinde ilacın içeriğini 60 veli bazen 34 veli ise hiç okumadığı anlaşılmıştır. Bu durum aklıma ilgisizlik, bilgisizlik ve ailelerin tutumlarını getirmektedir. çevrenizin tavsiye ile eczaneden antibiyotik alarak kullandırır mısınız? 24 kişi evet cevabı vermiştir %12. 142 veli hayır cevabı vermiştir %71. 34 veli ise bazen cevabı vermiştir %17. Yapılan en büyük hata hastalığın teşhisi koyulmadan kişilerin çevresine danışıp hemen antibiyotik kullanma girişiminde bulunması ileride ciddi sağlık sorunlarına yol açacaktır. Bu durumda; 24 veli çevresine danışarak 34 veli ise bazen çevresine danışarak çocuklarına antibiyotik kullandırmaktadırlar. Vahim bir durumdur. Hasta yakınlarının sosyo-ekonomik bir sıkıntı çektiği bu yüzden doktora gitmeyip çevresine danışarak antibiyotik almış olabilirler. 10. Evinizde kullanmadığınız antibiyotik var mı? 42 veli evet cevabı vermiştir %21. 158 veli hayır cevabı vermiştir %79. Evde bulunan ve kullanılmayan yani atıl durumda antibiyotik bekleten veli sayısı 42 ileride kullanırım diye evde antibiyotik bulundurduklarını ve önlem amaçlı tedbir aldıklarını düşündürmektedir. Kullanılmayan antibiyotikler zamanla bozulur deforme olur ve tedavi edici özelliğini yitirir. Bunlar daha önce kullanılmış antibiyotiklerden arta kalanlarda olabilir. Çok tehlikeli bir durumdur. Diğer taraftan gerçekten bilinçli ve bilgili bir veli oranı görmekteyiz 158 veli evde kullanılmayan antibiyotik bulundurmamaktadır. 11. Antibiyotiği evde nerede saklarsınız? 86 veli antibiyotiği buzdolabında sakladığını %43. 38 veli antibiyotiği mutfakta bulundurduğunu %19. 76 veli ise antibiyotiği kuru, rutubetsiz, korunaklı bir mekanda bulundurduklarını %38. Antibiyotik; mutlaka serin, kuru ve korunaklı, rutubetsiz bir ortamda saklanmalı son kullanma tarihine bakılarak hatalardan biride antibiyotiği buzdolabında ve mutfakta oranlarına bakılırsa en çok yapılan hata antibiyotiğin buzdolabında saklanmasıdır. Bu durum hasta yakınlarının yeteri kadar bilgiye sahip olmadığını göstermektedir. tavsiyesi üzerine doktora gitmeden antibiyotik alır mısınız? 26 veli evet %13. 162 veli hayır %81. 12 veli ise bazen cevabını vermiş %6. Toplumumuzda sık rastlanan ve sıkıntı yaratan bir durumdur aslında. Bir yerde bakış açısı,zihniyet ,davranış ve ekonomik durumla da ilgilidir. Ekonomisi yetersiz olan aile reisi hastalanan çocuğunu doktor yerine eczacıya götürerek onun tavsiyesi üzerine ilaç ve tutumları bu yönde olan hasta yakınları hasta olan kişinin sağlığını ciddi anlamda ihmal etmektedir. hastalandığında evde bulunan yarım kalmış antibiyotiği kullanır sınız? 136 veli bu soruya hayır cevabı vermiş %68. 24 veli evet cevabı vermiş %12. 40 veli ise bazen cevabı vermiştir %20. Evde bulunan ve kullanılmış artık antibiyotikler halk sağlığı açısından olduğu kadar çocuklarımızın sağlığını da etkilemektedir. Yapılan bu araştırma verileri gösteriyor ki evde bulunan ve yarım kalmış antibiyotiğin tekrar verilmesi çocuğa kullandırılması büyük bir hata, bilgisizlik hatta ölüme bile sebebiyet verecek kadar tehlikeli bir durumdur. Evet, ve bazen kullandırırım diyenlerin oranlarının yüksek olması toplumumuzdaki ebeveynlerin ilaç kullanımı konusunda ne kadar eksik ve donanımsız olduğunu göstermektedir. çocuğunuza antibiyotik reçete ettiği halde kullanmayıp başka tedavi yollarını uygular mısınız? 170 veli hayır cevabını vermiştir %85. 12 veli evet cevabı vermiş %6. 18 veli bazen cevabı vermiş %9. Verilere göre başka tedavi yolları uygulayan çok az bir ebeveyn söz konusu bu da ,benim aklıma alternatif tedavi yollarını getiriyor. Bu amaçla ki hasta yakınları bir çok sebepten dolayı alternatif tedavi yollarını tercih etmiş olabilir. Örneğin; doktora ve sağlık kuruluşuna karşı güven eksikliği,kişisel davranış ve inançlar, yapma ilaçlarla tedavisine inananlar gibi… yazdığı antibiyotikten şüphelenip başka bir doktora danışır mısınız? 166 veli hayır %83. 14 veli evet %7. 20 veli bazen cevabını vermiştir %10. Yukarıdaki verilerin ışığında küçük bir oran haricinde doktora güvenin tam olduğu gözükmektedir. Şüphelen hasta yakınları ise yanlış teşhis, ilaç kullanmakla doktorun Davranışlarından, uyguladığı tedavinin uzun sürmesine kadar çeşitli sebeplerden Şüphelerin kaynaklanabileceğini düşünmekteyim. Hasta yakınlarının bu konuda davranış, ön yargı ve tutumları, ruh halleri de buna neden olabilmektedir. 16. Çocuğunuz antibiyotik zehirlenmesine maruz kaldı mı? 32 veli evet %16. 168 veli hayır cevabı vermiştir %84. Veriler doğrultusunda 32 ebeveynin çocuğunun antibiyotik zehirlenmesine maruz kaldığı gözükmektedir. Konuya şu açıdan bakarsak acaba neden bu zehirlenme olmuş olabilir diye düşündüğümde birçok sebep ve etkenin olabileceği bunlardan ilaç kullanma süresinin geçmiş, yanlış teşhis ve doz, ağır ilaç, hasta yakının ihmalleri, tutum ve davranışları etkenler arasında olabilir 17. Antibiyotik kullanan çocuğunuzun takibini kim yapar? 28 veli anne cevabı vermiştir %14. 10 veli baba demiştir %5. 156 veli anne ve baba demiştir %78. 6 veli diğeri cevabı vermiştir %3.Ebeveynler her ikisi de çocuklarına veya aile bireylerine karşı çeşitli sorumlulukları ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Verilere göre 156 ebeveyn olan anne ve babanın antibiyotik kullanan çocuğun takibini beraber yaptıkları. Bunun yanında anne oranının tek olarak bakıldığında babadan daha fazla olduğu gözükmektedir. Bu durum bize ailede yardımlaşma ve paylaşmanın olduğunu. Annenin daha fazla sorumluluk aldığını göstermektedir. edilmiş antibiyotik kullanma talimatına dikkat eder misiniz? Reçete edilmiş antibiyotiğin kullanma talimatı hayati önem taşıyan bir durumdur. Kullanma talimatı dikkat edilmez alınması gerekli dozlar gününde ve saatinde verilmez, yanlış, az ve yüksek doz verilmesi halinde başta antibiyotik zehirlenmesine, hastalığın geç iyileşmesine, hastalığın geçmemesine, ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüm vakalarına sebebiyet verebilir. Bu yüzden antibiyotiği gününde ve doğru dozda yeterli miktarda doktorun önerdiği şekilde kullanmamız gerekmektedir. SONUÇ VE ÖNERİLER taraması ve anket ile elde edilen sonuç, öneriler Sonuç olarak; Antibiyotiklerin birçok çeşidi olup, vücuttaki bakteri enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Antibiyotikler doktor denetiminde yapılan incelemeler sonucu kullanılmalıdır. Toplumlarda antibiyotik kullanımı ne kadar fazla ise bakteri direnci o kadar fazla oluyor. Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidirler, virüslere etki etmezler. Üst solunum yolu enfeksiyonların çoğunu soğuk algınlığı, nezle, grip gibi hastalıklar oluşturur. Tüm bu hastalıklarda etkenler virüsler olduğu için antibiyotik tedavisi gereksizdir Türksoy,2012. Özellikle de yanlış ve eksik antibiyotik kullanımından kaynaklanan sebepler bu direnci arttırıyor. Tanı iyi konmalı ve açık olmalı reçetesiz antibiyotik satılmamalıdır. Yüksek ateş için antibiyotik vermek değil de bakteriye bağlı boğaz enfeksiyonunu tedavi etmek amaçlı olabilir Bulucu, 2012. Dünya Sağlık Örgütü’nün WHO antibiyotiklerin yaklaşık yarısının gereksiz yere kullanıldığına işaret ettiğini, Baki, ”Türk halkının %50’den fazlası her yıl antibiyotik kullanıyor. Bunların %30’u yanlış kullanım, yani her 3 kişiden biri yanlış veya diğer tabirle gereksiz antibiyotik kullanıyor” WHO verilerine göre, Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’nin antibiyotik kullanımında birinci sırada olduğu bu nedenle antibiyotiklere karşı direnç ülkemizde ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerine göre 4 kat fazla. Dolayısıyla artık birçok mikroorganizma antibiyotiklerden etkilenmemektedir. Bu olumsuz tutum süreklilik gösterirse gelecekte zatürree, menenjit ve bunun gibi birçok hastalığın tedavisi zorlaşacaktır Baki,2012. Tosun, Antibiyotiklere dirençli bakterilerin dünyada ve Türkiye’de çok önemli bir sorun haline gelen ve bu bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların uygun antibiyotik tedavisini zorlaştırdığını, hastaların hastanede kalma süresini uzattığını, hastalığın ağırlaşmasına ve bazen ölümle sonuçlanan komplikasyonlara yol açmaktadır. Aile baskısı sonucu doktorların ailenin isteği üzerine antibiyotik reçeteleşmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ailenin doktora olmayan şikâyetleri söyleyerek doktoru yanılttığı bu yüzden doktorunda üzerindeki baskı sonucu antibiyotiği reçete yazdığı gözükmektedir Mehmet, 2004. Anne ve baba evde bulundurduğu antibiyotiğin süresinin geçtiğine bakmaksızın verebilir. Evde bulunan kullanılmayan antibiyotiğin doktora danışılmadan kullanılması ölüm vakalarına bile sebep verebilmektedir. Eczacının önerisi ile alınan ilaçlar veya başkalarının önerdikleri ilaçların kullanımı çocukların ilaç kullanımında doz aşımının olması ebeveynlerden kaynaklı inanışlar. Ekonomik kaygılar yanlış ilaç kullanımını ve çocuklarda özellikle hatalı antibiyotik kullanımına yol açmaktadır. Uygunsuz ve aşırı antibiyotik kullanımının önlenmesi sağlık kurumlarında konu ile ilgili eğitimlerin önemi vurgulanmaktadır. Yeni doğan çocuk her ateşlendiğinde, her hapşırmasında antibiyotiğe sarılan ebeveynler sonuçlarını bilmeden hareket ettikleri için çocuklarının antibiyotiğe karşı dirençleri azalmakta sık kullanılan antibiyotiğin ilerleyen yaşlarda etkisinin olmaması nedeniyle kronikleşmesi ciddi sağlık sorunlarını getirecektedir Gülçin ,Sezen ve Özge , 2011. Annelerin,çocuklarının hasta olmasına telaşlanmaları bazı hataları beraberinde getirebilir. Evde bulunan yarım kalmış antibiyotiği tekrar çocuğa vermek gibi ciddi hatalar ve eğitimsizlik çocuklarda antibiyotik zehirlenmelerine neden olabilmektedir. Bununla beraber ailenin ekonomik yetersizliği ve sosyal durumu çocuğu doktor yerine eczacıya götürüp eczacıdan reçetesiz antibiyotik almalarına neden olmaktadır. Eğitimli ve bilinçli annelerde çocuklarının hastalanması halinde hemen doktora gitmekte. Doktorun uyguladığı tedavi yöntemini takip etmekte ve gerekli tedbirleri yerine getirmektedirlerGökalp , 2003. Anne ve babaların çocuklar için tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerini pozitif ve negatif etmen olarak belirlemiştir. Alternatif tedavi yollarını kullanmaya yönelten pozitif etmenler şunlardır -Anne ve babaların alternatif tedavi yollarının güvenilir ve etkin olduğunu düşünmesi. -Anne ve babanın tedavi üstünde kontrol kurma hissinin oluşturması. -Ailelerin alternatif tedavi yollarının manevi boyutu olduğuna inanmaları. -Yeterli hasta -terapist ilişkisi sağlanması. -Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kolay kabul görmesi. Alternatif ve tamamlayıcı tedavi yollarını kullanmaya yönelten negatif etmenler -Tıbbi sağlık hizmetlerinden memnuniyetsizlik. -Tıbbi tedavilerin ilaçların özellikle küçük çocuklarda antibiyotiklerin yan etkilerinden korkma. -Tıp ve teknolojiyi reddetme -Kuruluşa güvensizlik -Ümitsizlik ilaçların etkisine güvenmeme Ernest 2000. İki yüz anasınıfı velisine yapılan anket araştırmasında; antibiyotiğin evde atıl halde bulunduğu, en çok reçete edilen hastalığın üst solunum yolları enfeksiyonu olduğu, antibiyotik kullanma süresine dikkat etmeyenlerin oranının az olmaması. Evde gerekli olur diye antibiyotik bulunduranların oranının çok yüksek olması, ebeveynlerin büyük oranının çocukları hasta olduğunda doktordan hemen antibiyotik yazmalarını istemeleri, en önemli sonuçlardan biride doktor tavsiyesi olmadan antibiyotik kullanımının olması, antibiyotiğin adını hatırlayanların oranının yüksek olması, antibiyotiğin içeriğini okuyanların oranının çok olması, çevre tavsiyesi ile antibiyotik kullananların sayısının yüksek olması. Büyük oranda evde kullanmadıkları antibiyotiğin olmaması az olmamakla birlikte yinede evde antibiyotik bulunduranların olması, Eczacının tavsiyesiyle antibiyotik alıp kullananların oranının az olmaması, evde bulunan ve yarım kalmış antibiyotiği kullananların olduğu ve oranının hiçte az olmadığı, başka tedavi yolları tercih edenlerin oranının azlığı,doktorlara güvenin tam olduğu, antibiyotik zehirlenmesine maruz kalanların olduğu. Antibiyotiğin takibini anne ve babanın ortak yapması ve antibiyotiğin kullanma talimatına uyanların oranının çok yüksek olması gibi sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlar neticesinde bir kaç öneride bulunmak isterim; Öncelikle, Ailelerin ve hasta yakınlarının antibiyotik kullanımı konusunda bilinçli, bilgili ve öğrenemeye açık olması gerekmektedir. Böylece hastalığın tedavisinde daha hızlı ve olumlu ilerleme olacağını düşünüyorum. Evde atıl halde bulunan antibiyotiklerin her belediyenin artık ilaç topladığı yerler var oraya verilebilir. Bu yapılırsa hem istenmeyen kazalar önlenir hem de bu konuda bilinçlenmiş oluruz. Her ateşlendiğimizde veya boğazımız ağardığında,ateşlendiğimizde antibiyotikle geçeceğini düşünmemeliyiz uzman hekimlere ve onların tedavi süreçlerine uymalı ve uygulamalıyız böylece sağlığımıza daha hızlı ulaşacağız. Doktor tavsiyesi olmadan antibiyotik kullanma hele ki teşhis tam konulmadan eczacıya danışmak bize hem zaman kaybettirir hem paramızdan oluruz hem de sağlığımızdan. Bu yüzden ki eczacı kendi işini yapacak, çevredekiler ise yönlendirmeyecek bunlar olursa doktorun işine karışılmayacağından daha sağlıklı ve bilgili bir toplum haline geleceğimiz aşikardır. Sağlık personelinin hizmet içi eğitimine daha çok önem verilmesi sonucu hasta olan insanların daha kaliteli sağlık hizmeti alacağını olarak ; Evde yarım kalmış antibiyotiğin kullanılması halinde çocuklarımıza ölümcül darbeler vuracağımızı unutmamalıyız. Daha çok bilinçlenmek için daha çok okumalıyız. Anne ve babanın birbirlerine yardımcı olmaların yanında hoşgörülü,güven veren ve sevgi dolu olmaları evde hasta bile olsa evin huzur ve mutlulukla dolmasını sağlayacaktır. Çocuklarda antibiyotik kullanımı konusunda gereken önlemlerin titizlikle alınması ve evde bulunan aile bireylerinin üstüne düşen görevleri yerine getirmesi sağlığımızı kazanmamız açısından önemlidir. KAYNAKLAR . Written by Yıldırım Bayezit DELDAL 2013 Plato Ünivercity . Bulut,S ve Ergin,O. 1990 . Gebelikve Lokasyonda ilaç. Kartal Eğitim ve Araştırma klinikleri . Çöl, A,N ve Aydın ,N. 2012. Çocuklarda Antibiyotik kullanım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi. . Ceyhan,M. 2004. Çocuklarda Antibiyotik Klinikleri Farmakoloji Özel Dergisi. . Göçgeldi,E ve Uçar,M,Han, C ,Hasde, M ve T . 2009. Evde artık ilaç bulundurma Prev Bull . Gökalp, O ve Mollaoğlu, H. 2003. Uygunsuz ilaç Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi. . Mungan M,T. 2001. Gebelikte antibiyotik kullanımı. Jinekoloji-Obstetrik dergisi. . Muslu K, G ve Öztürk ,C . 2008. Tamamlayıcı ve alternatif tedaviler ve çocuklarda kullanımı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi . Pirvan, R ve Özçelikkay ,G. 2005. Pediatrikilaçların kullanımında eczacının rolü. Ankara Eczacılık Fakültesi . Yorulmaz, F. 2003. Reçeteleme kusurları halk sağlığını olumsuz üniversitesi Tıp Fakültesi dergisi cilt 12,s6 . Yapıcı, G , Balıkçı, S ve Uğur, Ö. 2011. Birinci basamak sağlık kuruluşuna başvuranların ilaç kullanımı konusundaki tutum ve davranışları. Dicle Tıp Dergisi. . Dr. Bulucu, B. 2012. Makale/çocuklarda-antibiyotik-kullanımı/2639 .Uz. Dr. Caner, H. 2010. Medimagazin dergisi. Sağlık profesyonellerin gazetesi. Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü . KTÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Prof. Dr. 2012. Sabah Gazetesi /antibiyotik-kullanımı 10/28 . Türksoy, Ü. 2012. Bilkent Üniversitesi Sağlık merkezi antibiyotik kullanımı. .Tabak, F. 2002. “Klinikte AntibiyotikKullanımı” İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Akılcı Antibiyotik Kullanımı ve Erişkinlerde Toplumdan Edinilmiş Enfeksiyonlar Sempozyum Dizisi, No31, Kasım 2002, .Prof. Dr. Tosun, N. ve Doç. ,M. 2010. Antibiyotikkullanımında Dikkat edilmesi Gerekenler. Fikir Haber sağlık dergisi makale Anasayfa » Kadın » Adetliyken Kan Tahlili Verilir mi? Adet Döneminde Kan Testi ve Kan BağışıHerhangi bir sağlık sorununun tespiti için kan tahlili yaptırmak zorunda olabilirsiniz veya kan bağışı yapmak isteyebilirsiniz. Peki ama bu dönem regl periyodunuza denk gelmişse ne yapacaksınız? İşte, adet döneminde kan vermekle ilgili merak edilen detaylar…Herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle sağlık kuruluşuna gittiğinizde, doktorunuz kan değerlerinizi görmek için basit bir kan testi isteyebilir. Diğer yandan, sağlıklı yetişkin bir bireyseniz kan bağışı yapmak isteyebilirsiniz. Her iki prosedür de basit birkaç işlemden ibarettir. Peki ama adetliyseniz ne yapacaksınız? Adet kanaması kan tahlili değerlerinde değişiklik yapar mı? Adetliyken kan vermek riskli mi? Hep birlikte inceleyelim…Adetliyken Kan Bağışı Yapabilir miyim?Adetliyken kan bağışı yapmanızda sakınca yoktur ancak çok yoğun geçen ağır regl dönemi olan kadınsanız, menstrüasyonun bitmesi için birkaç gün daha beklemenizde fayda var. Bunun nedeni, herhangi bir kan kaybının vücudunuzdaki demir seviyesini azaltabilmesi ve potansiyel olarak kendinizi iyi hissetmeyecek dışında, adet kanamanız yoğun değilse kan verebilirsiniz. Kan bağışı yapmak, adet gününüzü değiştirmez veya kan miktarınızı ekstra azaltmaz. Çünkü, adet kanınız ile bağış yaptığınız kanın alakası yoktur. Ayrıca, kadınlar her 16 haftada bir yılda 3 kez kan bağışı yapabilirler. Erkeklerin ise kanlarında daha çok hemoglobin bulunduğundan her 12 haftada bir kan Tahlil İçin Kan Verebilir miyim?Adet döneminizde kan tahlili yaptırabilirsiniz. Aşırı yoğun bir adet kanamanız yoksa, tahlil sonuçlarını etkileyecek bir değişikliğe neden olmaz. Tabii burada kan tahlilini ne için yaptırdığınız da önemlidir. Örneğin, kanınızdaki şeker oranını ölçtürmek için test yaptırıyorsanız herhangi bir sorun olmayacaktır ancak hormon değerleri için kan tahlili yaptırıyorsanız nadiren de olsa sağlıklı sonuç görülmeyebilir. Tüm bunlarla birlikte, çok yoğun adet kanaması olması dışında bu dönemde kan tahlili yapılabileceği konusunda çoğu uzman kan bağışı yapılabilir ve tahlil için kan verilebilir. Her iki koşulda da en önemli kriter adet döneminizde kanamanızın çok yoğun olup olmadığıdır. Yoğun adet döneminde kan bağışında bulunmak kendinizi iyi hissetmemenize neden olabilir. Aşırı kanamanın olduğu dönemde kan tahlili yaptırmak ise hormonal tahliller gibi bazı test türlerinde sağlıklı sonuç vermeyebilir. Yoğun regl kanaması olan bir kadınsanız, kan vermek için döneminizin bitmesini veya son günlerini beklemeniz en sağlıklı karar olacaktır. Giriş Tarihi 1233 Son Güncelleme 1436 Antibiyotik kullanımının bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin sayısının azalmasına, yararlı ve zararlı bakteriler arasındaki dengenin değişmesine yol açabileceğinin altını çizen uzmanlar bu noktada doğru beslenmenin son derece önemli olduğunu hatırlatıyor. Antibiyotiklerin her tür soğuk algınlığı durumunda hekime danışılmadan kullanılmasının sıkça yapılan hatalardan biri olduğunu hatırlatan uzmanlar gereksiz antibiyotik kullanımının sağlığı olumsuz etkileyebileceğine ve antibiyotik direncine yol açabileceğinin de altını çiziyor. Uzmanlar, bu nedenle antibiyotiklerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirtiyor. İşte Antibiyotik kullanırken beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin önemli bilgiler... Herhangi bir bakteriyel enfeksiyonu önlemek için kullanılan antibiyotikler, bağırsaklarda yaşayan diğer bakterilerin de sağ kalımlarını etkileyebiliyor. Antibiyotik kullanımı böyle bir durum neden olduğunda genellikle mide bulantısı, ishal, iştah kaybı gibi gastrointestinal belirtiler ortaya çıkabiliyor. Antibiyotik kullanırken yan etkilerin azaltılması ve antibiyotik tedavisi sonrası bağırsaklardaki bakteri dengesinin geri kazanılması son derece önemli. Antibiyotik kullanımı sırasında yeterli ve dengeli beslenmenin yan etkileri önlemeye ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olabileceğinin altı çiziliyor. Antibiyotik kullanımı sırasında ve sonraki dönemde özellikle probiyotik ve prebiyotikler, K vitamini, posa ve liften zengin besinler büyük önem taşıyor. PROBİYOTİK ZENGİNİ BESİNLER Antibiyotik kullanımının bir sonucu olarak bağırsaklardaki yararlı bakterilerinin sayısı azaldığı için zararlı organizmalar çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle antibiyotik kullanımı söz konusu olduğunda, probiyotik besinlerin de tüketilmesi öneriliyor. Probiyotik bakterilerden laktik asit bakterilerini içeren yoğurt, peynir, kefir, tarhana ve turşu gibi fermente besin tüketimi, antibiyotik kullanımı sonrası değişen bakteri dengesinin yeniden kazanılması ve yan etkilerin azaltılmasında etkili olabiliyor. Prebiyotikler bağırsaklardaki probiyotiklerin besinidir ve sindirilmeyen besin bileşenleridir. Dolayısıyla bağırsaklarda canlı bakterilerin sağlık etkilerinden faydalanabilmek için beslenmede prebiyotik besin kaynaklarına da yer verilmesi gerekiyor. Hindiba, enginar, yulaf, soğan, muz ve kuşkonmaz gibi prebiyotik besinler, probiyotik besinlerle birlikte tüketildiğinde antibiyotik kullanımı sonrasında bağırsaklardaki dengeyi geri kazanmaya yardımcı olabiliyor. K vitamini Bazı bağırsak bakterileri vücutta kanın pıhtılaşmasında görev alan K vitaminini üretir. Antibiyotik kullanımı bağırsaktaki bakteri dengesini bozduğu için uzun süreli antibiyotik kullanımlarında K vitamini eksikliği de görülebiliyor. Antibiyotik kullanımında ve sonraki dönemde iyi bir K vitamini kaynağı olan koyu yeşil yapraklı sebzelerden zengin besinler tüketilmesi faydalı oluyor. Posa/Lif Posadan zengin besinler antibiyotiklerin vücutta kullanımını etkileyebiliyor. Besin öğesi-ilaç etkileşimi olmaması için antibiyotik aldıktan hemen sonra meyve ve sebzeler gibi posa içeriği yüksek besinlerin tercih edilmemesi öneriliyor. Ancak antibiyotik tedavisi tamamladıktan sonra, posa ve liften zengin beslenmek yararlı bakterileri geri kazanmaya ve sindirim sistemini desteklemeye yardımcı oluyor. Covid-19 aşı uygulaması hızla devam ederken aş ile ilgili pek çok konu merak ediliyor. "Adetliyken Regl iken covid aşısı olunur mu" sorusu da araştırılan konulardan biri. Aşı sırası gelen kadınlar adetliyken covid aşısı olmanın etkilerini merak ediyor. İşte uzmanından aşı ile ilgili en çok merak edilen soruların yanıtları…Adetliyken Regl iken aşı olunur mu?Adetliyken aşı olma konusunda tereddüt yaşayan kadınlar, covid aşısının bu özel dönemde vücuda herhangi bir etkisinin olup olmadığını merak ediyorlar. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hande İkitimur konuyla ilgili, “Regl döneminde aşı olunabilir. Eğer kişiler başka bir nedenle antibiyotik ya da ilaç kullanıyorsa, doktorunun onayı ile de aşı olabilirler. Bu gibi durumlar aşı olmaya engel değildir” açıklamasında sonrası yapılması ve yapılmaması gerekenler nelerdir?BioNTech aşısının alerji tetikleyen bir yapısı olduğunu hepimiz biliyoruz, eğer kişinin alerjik bir durumu varsa doktora danışması gerekmektedir. Doktora ulaşılamayan durumlarda ise aile hekimi yerine hastanelerde aşı yaptırılması önerilmektedir. Hastanede aşı olunduğu takdirde, acilin çok yakın olması sebebiyle çok erken vakitte müdahale edebilme şansı bunlara ek olarak, alerjisi olan kişiler aşıdan sonra yarım saat kadar hastane çevresinde beklerlerse herhangi bir reaksiyonda hemen acile başvurabilirler, çünkü akut alerjiler yarım saat içinde kendilerini göstermektedirler. Aşılar genellikle 2 doz olması sebebiyle, ilk aşıda alerjik reaksiyon yaşandıysa o zaman alerji uzmanına mutlaka danışmalı ve ikinci aşı doktorunuzun tetkikleri sonrası olunmalıdır. Ancak yine de mutlaka aşı sonra oluşabilecek hangi durumlarda hastaneye başvurulmalıdır?BioNTech aşısı sonrası ilk 48 saat içinde grip veya nezle geçirme gibi semptomlar görülebilmektedir. Bu semptomlar yaygın vücut ağrısı, halsizlik ve bazen ateşlenme olarak sıralanabilir. Ateş 38-39 derecelere yükselebiliyor ancak ateş düşürücüler ile hafifletilebiliyor. Tüm COVID-19 benzeri dediğimiz semptomlar 48 saat sonra kayboluyor. Dolayısıyla 24 – 48 saatlik süreyi, bu semptomların görebileceğiniz ihtimalini de bilerek geçirmeniz sıvı alınarak ve dinlenerek bu süreyi geçirmekte fayda var. Ancak 48 saat sonrasında semptomlarınız geçmediyse ve daha da arttıysa o zaman bir doktora başvurulmalıdır. Aşı olunduğu sırada altta yatan bir hastalık var mıydı araştırmamız gerekir. Emzirme dönemi boyunca, annede gelişebilecek enfeksiyon varlığında, antibiyotik kullanımı gerekebilir. Özellikle bakteriyel enfeksiyonlardan olan mastit, bu dönemde antibiyotik kullanımını gerektiren en sık hastalıklardandır. Kullanılan antibiyotiğin seçimi, mevcut şikayetlere göre değişir. Kullanılan antibiyotiklerin bir kısmı, bebeklerde ishal ve hareketlerde yavaşlama yapabilir. Karın ağrısı ve koliğe benzer bir tablo görülebilir. Bu yan etkiler önemsiz olup, tedavi gerektirmez. Kar- zarar ilişkisi yapıldığında, anne sütünün bebeğe olan yararı, antibiyotik kullanımına bağlı geçici huzursuzluktan daha üstün geldiği için, emzirmeye ara verilmesi genellikle önerilmez. “ANTİBİYOTİK KULLANIRKEN, EMZİRMEYE ARA VERİLMESİNE ÇOĞUNLUKLA GEREK YOKTUR.” Emzirme döneminde alınan hemen hemen her ilaç belli miktarlarda bebeğe geçebilir. Antibiyotikler de anne sütüne gecen ilaçlar arasındadır. Ancak kullanılan antibiyotiklerin çoğu, bebekler için sakıncalı değildir. Emzirme döneminde güvenli antibiyotiklerden bazıları şunlardır Amoksisilin Azitromisin Sefaklor Sefuroksim Sefaleksin Sefradin Klaritromisin Ko amoksilav Ko-Fluampisil Eritromisin Flukloksasillin Penisilin V, Fenoksimetil penisilin Trimetoprim Bebeklerde gelişen enfeksiyonların tedavisinde de bu antibiyotikler kullanılabilir. Gentamisin, meropenem gibi damardan verilen antibiyotikler bağırsaklardan çok az emilir, süte gecen miktar çok az olup, emzirmeye ara verilmesine gerek yoktur. Tetrasiklin grubu ilaçlar tetrasiklin, oksitetrasiklin, minosiklin, doksisiklin, limesiklin, gebelikte mutlaka kaçınılması gereken ilaç grubudur ancak çok uzun sureli kullanılmadıkça, emziren anneler kısa donem gereklilik halinde kullanılabilir. Metronidazol, kısa donem ve düşük doz kullanımında emzirmeye ara verilmesi gerekmez. Siprofloksasin, emzirme döneminde güvenilirliğine dair net veriler bulunmuyor, mümkünse yerine başka bir antibiyotiğin kullanımı öneriliyor. Topikal anti bakteriyel kremler, süte geçmediği için güvenilir ilaçlardır, ancak meme başı çevresine uygulanacaksa, emzirme öncesi memenin silinmesi gerekir. Anne sütü bebekler için essiz bir besin kaynağı olup, aynı zamanda bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, enfeksiyonlara karşı korur. Antibiyotik kullanımında da, genel inanışın aksine, emzirmeye ara verilmemesi, bebeğin bu essiz besin kaynağından mahrum edilmemesi çok önemlidir. KAYNAK 1. Yazdani-Brojeni P., Garcia-Bournissen F., Fujii H. 2014. Archives Disease Child Relative bioequivalence of amoxicillin dissolved in breast milk. Cilt 99, sayı 258, sayfa 61. 2. Cherif F, El Aidli S, Kastalli S, Zaiem A, Moula HD, Lakhal M. 2009. Fundamental and Clinical Pharmacology Drug induced urticaria via breastfeeding. Cilt 23, sayfa 1-112. 3. Hong, L., Levy, M., Warren, J., Dawson,D., Bergus G., Wefel, J. 2005. Arcives of Pediatrics and Adolescent Medicine Association of Amoxicillin Use During Early Childhood With Developmental Tooth Enamel Defects. Cilt 159, No. 10, sayfa 943-948

adetliyken antibiyotik kullanılır mi uzman tv